Ara
  • Hasan Ardic

2020 Yılı sona eriyor...



Ekim ayını da bitiriyoruz…


Bu demektir ki, yılın bitmesine şunun şurasında 2 ay kaldı…


Ne yıldı ama…


Özellikle bizim nesil için…


Hani bir göktaşı düşmedi kafamıza derken...


Galiba Çorum’da o da oldu.


Nasıl olduysa biz buradakiler bu defa kaçırdık (!)


Bu yıl, kafamıza bir o düşmedi yani…


2020’nin en önemli konusu, tabii ki CoVid-19 salgını oldu, tartışmasız…


Bu her ülke için geçerli bir felâketti, halâ da devam ediyor…


2020 ile beraber CoVid-19 bitecek mi?


Keşke…


Ama, hayır…


Görünen o ki; bitmeyecek…


Yani CoVid-20 mi?


E, global kriz sadece ekonomide veya finansta mı olur?


Buyrun işte, sağlıkta da oldu…


Üstelik sadece sağlıkta değil, her şeye sıçrayarak, küreselleşen, küreselleşmeyen her şeyde oldu…


Ekonomi, siyaset, turizm, sanayi, yaşam, alışkanlıklar, bakış açıları, yeme-içme alışkanlıkları, alışverişler, E-Ticaret, MMT / Maske-Mesafe-Temizlik, her şey değişti.


2020 yılı boyunca, sanki hepimiz aynı bilim kurgu filmini izledik, bence halâ da izliyoruz…


Hani, söyleseler inanmazdık, hayal gücü olarak nitelendirirdik.


Ama...


Gerçekti…


Maalesef hakikâtti…


Bu çok yakın geçmişi biraz bir kenara bırakalım, bu son iki ay içinde önümüzde neler var; ona bakalım.


Çok genel olarak ajandamızda;


  • 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız var…

Her zamanki gibi, hattâ her yıl daha da artan bir coşkuyla kutlayacağız. Beynimizde ve yüreğimizde kutlayacağız.


  • 10 Kasım Atatürk’ün ölüm günü var…

Yine her zaman olduğu gibi, saygıyla ve minnetle anacağız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e olan sonsuz sevgimizi yürekten tekrarlayacağız.


  • 24 Kasım Öğretmenler günü var…

Öğretmenlerimizi anacağız, onları unutmadığımızı dile getireceğiz.


  • 3 Aralık Engelliler günü var.

Hüzünle yerine getiremediğimiz konuları ortaya koymamız gereken…


  • ABD Başkanlık seçimleri konusu var...

Herkesi öyle ya da böyle, ama bir tarafından mutlaka ilgilendiren bir seçim bu… Biden ya da Trump...


  • Kara Cuma / Black Friday var...

Alışveriş dünyasına, perakendeye bir hareket gelecek (mi?) …


  • CoVid-19 konusu var...

Yıl boyu hiç bitmeyen konumuz… Yine üzerinde yazılacak, konuşulacak, açıklamalar yapılacak. Belki bir aşı umudu var… Umarım gerçek olur ve daha fazla can kaybı olmadan da sonlanır...


  • Ekonomi konuları(mız) var...

Enflasyon,

Schrinkflasyon,

Resesyon,

Kurlar,

GSYH,

Borçlar,

Faizler,

İthalat-İhracat,

Büyüme,

vd.,


ekonomi konularımız…


Tabii ki diğer bütün konulardan bir tık, belki konusuna göre bir kaç tık daha fazla gündemde olacak konular bunlar…


Bir iki tane de iyi bir şeyler çıksa da, onları da eklesek…


CoVid-19 Pandemisi kadar, ülkemde ekonominin seyri de çok önemli, hepimizi çok meşgûl eden bir konu başlığı…


Şimdi biraz buna bakalım…


Sizi rakamlara boğmayacağım. Amacım okuru sıkmadan konuyu ona aktarmak. Bunu yaparken kullandığım tüm değerler Devlet Kurumlarının (TCMB, TÜİK, vb…) sayılarıdır.


TCMB, politika faiz oranını değiştirmedi, bu ay yapılan Para Kurulu Toplantısında politika faizini sabit tuttu.


Buna karşılık enflasyon oranındaki yılsonu öngörüsünü, beklentisini artırdı.


Faizlerde de gizli artırıma yol açacak sinyaller verdi.


Bence burada bir dakika duralım…


  • TCMB bağımsız bir kurumdur. Bunu unvanının yazılışında bile vurgular; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası.

  • TCMB, her ne kadar unvanında banka sözcüğü geçse de kâr amaçlı bir kurum değildir.


En önemlisi de;

  • TCMB’nin beklentisi olmaz, öngörüde bulunmaz. TCMB hedefleri belirler, bu hedeflerin gerçekçi olarak belirlenmesini ve tutturulmasını ister, bunu kontrol eder…


Yani bence öngörüde bulunmak, sinyal vermek gibi iş veya işlevleri olmaz…


Ya da olmamalıdır…


Bu noktada ABD’deki FED ve Avrupa’daki ECB’ye baktığımızda; özerkliğin, bağımsız karar almanın, hedef belirlemenin, hükümetler ve diğer ilgili kurum ve kuruluşlarla eşgüdümlü çalışmaların sayısız örneklerini görebiliriz.


Şimdi devam edelim…


TCMB’nin yıl sonu için belirlediği enflasyon belli. Her ay yapılan Para Kurulu Toplantılarında belirlenen politika faiz oranı da belli, ancak yıl sonuna kadar en az iki kez daha bu konuda açıklama yapılacak. Belki bir ara açıklama da olabilir (mi?)...


Bunlar doğrultusunda, yatırım faiz oranları ile mevduat faiz oranları da belirleniyor. BDDK kontrolünde bankalar faiz oranlarını ilân ediyorlar.


Diğer taraftan, kurlar da belli, diyeceğim ama, her dakika için belli demek daha doğru...


Bence burada bir dakika daha duralım…


Şunu net olarak irdelemek lâzım;


  • Bu global CoVid-19 pandemisi varken,

  • Güven unsurunda da bazı önemli tereddütler varken,


Bunlara karşın


  • TL’nin ABD Doları ve Euro karşısında değer kaybetmesine rağmen,

  • Yüksek işsizlik başta olmak üzere, diğer tüm etkenlerin de müştereken oluşturduğu düşük ücret maliyeti de varken;


Ekonomistlerin ortak görüşlerinde birleşilen nokta;


Yabancı yatırımcının şimdilik Türkiye’de yatırım yapmak için istekli olmadığı doğrultusundadır.


Ancak, daha hangi noktaya kadar gidecektir bunu bilemem ama, beklenilen; TL’nin, $ ve € karşısında daha da değer kaybetmesi olsa gerektir.


Öngörülen, beklenilen yatırım dalgasının ufukta görünmesini buna yormak, ufukta yani uzakta olması bu mudur, üzerinde biraz düşünmek gerekir…


Yakın geçmişteki kur savaşları, global finansman krizleri, uluslararası çeşitli platformlardaki devalüasyonlara ilişkin deneyimler buraya işaret edebilir.


Özellikle sermayenin kurlar ile yakından ilintili olan alım ve satımlarının tarihsel geçmişi bu tür örneklerin yer aldığı kronolojik bir arşivdir.


Tekrar devam edelim…


Şimdi sorulacak basit sorular şunlar;


  • Vatandaşlarımız, kur artışından, daha doğrusu TL’nin $ ve € başta olmak üzere yabancı para birimleri karşısında değer kaybetmesinden memnunlar mı?

  • Vatandaşlarımız, mevduat faizlerinin enflasyon oranının altında kalmasından, bu denli düşük seyrinden memnunlar mı?

  • TÜİK’in yayınladığı indekslerdeki enflasyon, reel piyasalardaki enflasyon gerçeğini, başka bir deyişle çarşı-pazar enflasyonunu tam olarak yansıtabiliyor mu?


Her üç sorunun da mantıklı yanıtı:


“Hayır” şeklinde nettir.


Bütün bu irdelemeleri yaparken, bir de CoVid-19 gerçeği var.


Unutulacak gibi değil ama;


Yine de hatırlatalım ki CoVid-19 gerçeği hiç unutulmasın...


Reel sektör piyasalarında, özellikle perakende sektöründe bazı endişeler var tabii…


Geçmişteki bazı örnekler de var…


İyidir / Kötüdür, Doğrudur / Yanlıştır …


Özellikle bugünlerde, ekonomi anlamında aramızda benzerlik ilişkisi kurulan Güney Amerika ülkelerinde yakın geçmişte yapılan uygulamaların, ülkemizde bu yakınlarda gündeme gelmesi endişesi akılları karıştırmaktadır.


Serbest piyasa kurallarının geçerli olduğu, özgür ülke ekonomilerinde böyle bir şey olmaz, olamaz… Kur sabitlemek, sadece ve sadece baskıyla yönetilen rejimlerde, eskinin “Doğu Blok”u ülke ekonomilerinde ancak düşünülebilirdi… O zaman da gerçek kur değerlerinin karaborsa piyasalarda yapıldığı bilinen realitedir.


Ayrıca bu durumda ekonomide ne yatırımcı, ne de ihracatçı kalır…


Konuyu toparlayalım, zira yine uzun sayılabilecek bir yazı oldu…


2020 yılı, tarihte unutulmayan yıllar arasındaki yerini çoktan aldı bile…


CoVid-19 Pandemisi ile tabii…


Kanımca;


* Asla eski normale dönüş beklememeli,

* Yeni normal(ler) oluşturmalı ve ancak bu normale dönmeli,

  • Değişen alışkanlıklara, değişen yeni yaşam tarzına göre; ticarette (E Ticaret gibi), eğitimde (On-Line Eğitim gibi), sanatta (Kısmen de olsa E-Sanat gibi) ne derece hızlı ve doğru uyum gösterilebilinirse yapılmalı,

  • Yapılabilirliğe göre evden çalışma (Home Office uygulaması) devam etmeli,

  • Elbette doğru ve uygulanabilirliği tıp otoritelerince uygun bulunan aşı çalışmaları tamamlanmalı, tedarik kolaylaştırılmalı,

  • Daha fazla yönleriyle sosyal devlet olabilme çalışmaları yapılmalı,

  • Uluslararası anlaşmazlıklarda silah kullanımlı çözüm arama yerine barışçıl çözümler seçilmeli.


Çok rahat diyebilirsiniz ki;


“Bunları sadece 2020 için değil hep yapmak lâzım.”


Ben de zaten diyorum ki;


2020 yılında bunları yapmalıydık, geç kalmadan bari bundan sonra yapalım…


6 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Şöyle bir, duruma bakalım...

Son birkaç aydır hayatın içinde bizde değişen bir şey yok gibi… CoVid-19’ dan başlayalım… CoVid-19, CoVid-21 (!) oldu… Bu gidişle devam da edecek… Temmuz ayında belirtildiği gibi, vaka ve kayıp sayıla