Ara
  • Hasan Ardic

2020



Muhtemelen uzun bir yazı olacak...


Ama, kolay okunabilir ve sıkıcı olmayan bir yazı...


N’apalım 2020 de uzun bir yıldı…


Yılın, ya da 2-0-2-0 rakamlarının hiçbir suçu yok tabii…


Yine de 2020, tarihte sevimli bir yer almayacak, iyi hatırlanan bir yıl olmayacak…


Bunda en büyük, hattâ ilk ve tek, en kuvvetli neden; tabii ki CoVid-19 salgını…


Bu konuda artık herkes her türlü ayrıntıyı biliyor. O bakımdan uzun uzadıya CoVid yazmayacağım. Ancak bilinen en önemli husus; eğer doğru bilgi veriliyorsa, dünyamızda 1,7 milyona yakın sayıda insanın bu yüzden öldüğüdür.


Daha fazlası da büyük acılar çekti…


CoVid, bu satırların yazıldığı sırada da henüz sonlanmadı. Şimdilik pek kolay bitecek gibi de görünmüyor.


Tüm dünyada bilim insanları yoğun bir şekilde aşı için çalışıyorlar.


Ama galiba 2021 yılını tamamlamayı bekleyecek insanlık… İyimser beklenti 2021 3.Ç


***

CoVid-19 pandemisinin, ekonomide sıkça yapılan SWOT Analizine benzer bir analizini yaparsak aşağıdaki saptamalar ve görüşlerle karşılaşıyoruz.


COVID-19:


Güçlü yönler; (Strenghts)


* Gözle görülemeyecek kadar küçük, kapsama alanı olarak son derece geniş alanda etkili,

* Çok güçlü bir virus, yayılma hızı ve öldürücü etkisi; yüksek,

* Tam olarak kontrol altına alınması için bilimsel çalışma, test ve uygulamaların yapmayı gerektirecek ölçüde zaman alıcı yapıda, kuvvetli.


Zayıf yönler; (Weaknesses)


* İçinde bulunulan dönemde bir çok ülkenin farkındalık ve çare bulma çabalarına ve bilime karşı sonuçta dirençsiz kalacak bir virus. Önemli ölçüde kontrol altına alınabilecek...


Fırsatlar; (Opportunities)


* Tüm insanlığın tek bir noktaya odaklanarak, yeni bir birliktelik fırsatının yaratılması, insanlar arasında yardımlaşma duygularının tekrar canlandırılması,

* Ekonomilerin yeni alanlara yönlendirilmesi,

* Teknolojide farklı konum ve derinliklerde çalışma gereği fırsatı yaratılması,

* Bazı mesleklerin öneminin daha da belirginleşmesi, çalışma ekonomilerinin ve koşullarının farklılaşması fırsatı,

* Belki de farklı profildeki insanların duygusal anlamlarda olduğu kadar, maddesel bağlamda da kendi durumlarının farkında olmaları.

* Değişen bir yaşam tarzı sunması (i.e. Home Office)


Tehditler; (Threats)


* Doğanın tartışılmaz üstünlüğü karşısında, insanların tüm bilim, ekonomik, sosyal, politik, inançsal vd., olanaklarıyla sürekli olarak bu ve benzeri durumlar karşısında çaresizlikleri ve bu tür risklere karşı hazır olma zorunlulukları.


***


CoVid, herkes için yeni bir yaşam tarzı oluşturdu.


Artık eskiye dönüş yok.


CoVid sonrası bile eski yaşamımızla hiçbir şey aynı olmayacak…


Özetle eski normale dönüş yok artık, belki yeni normal...


***

Global ekonomilerde de, ulusal ekonomilerde de son derece büyük değişiklikler oldu,

oluyor ve daha da olacak…


2019 yılında olduğu gibi, 2020 başından beri uluslararası platformlarda, makro ekonomilerde işlerin iyi gitmediği gerçeği zaten apaçık ortada...


Genel anlamda, tüm dünyada farklı ölçülerde de olsa;


Enflasyon, durgunluk, dış ticaret hacminde azalma, turizmde yavaşlama, gıda üretim ve ticaretinde yeni zorlukların yarattığı fiyatlamalar, işsizlik, iletişim ve erişim sorunları, bazı devletler arasındaki savaşlar, kuraklık kaynaklı gıda maddeleri arzında daralmalar, terör, iklim değişiklikleri, çevre sorunları vb birçok ekonomik, siyasal ve sosyal alanlarda önemli sorunlar var…


Bütün bunların üzerine, bir de CoVid-19 eklenince;


  • Korunma amaçlı olarak; okullar ve diğer eğitim merkezleri, AVM, café, restaurant, sinema, tiyatro, spor müsabakaları vb yerlerin geçici olarak da olsa kapatılması, turizmin durması, imalatın kısmen de olsa yapılamaz hale gelmesi, vb., yeni işsizlik sorunlarını ortaya çıkarttı…

  • Çalışarak hayatını kazanmak durumunda olan insanlar, ki bu gayet doğal olarak tüm dünyada en yüksek nüfusa sahip olan profildir, bu kitlede bir kısım insanlar işlerinden oldu, kimileri de işyerlerine ulaşmada, kalabalık ortamlarda çalışma gibi ciddi sorunlarla karşılaştılar.

  • Tüketim miktarları, tüketim alışkanlıkları değişti. Tüketimde, özellikle de perakendede hacim daralması oldu. Kapanan mağazalarla bu sonuç, sorunu daha da derinleştirdi… Bu durum ekonomide, sadece perakendede değil her segmentte var olduğu için resesyon yani durgunluk zaten vardı, artmaya da devam etti.

  • Tatil alışkanlıklarının değişmesi, kısıtlamalar iç ve uluslararası turizm hareketlerini adeta sıfırladı. Turizmdeki kayıplar çok büyük boyutlara ulaştı.

  • Turizm ve ulaşımdaki kısıtlamalar, ya da riskler, uluslararası erişimi olduğu kadar iç ulaşımı da mali anlamda kilitledi. Nakliye, lojistik, havayolu vb sektör kuruluşları ciddi zararlara uğradılar.

  • Alışveriş hacimlerindeki daralmalar, işyerlerinin kapasite kullanım oranlarını üretimden nihai satışa kadar olan tüm süreçlerde etkileyince ortaya ekonomik anlamda çok ciddi bir durgunluğun çıkması kaçınılmaz oldu.

  • Para piyasalarında bazı paritelerde düşüşler, diğer bazıların da da yükselişler oldu. TL istikrarlı bir düşüş, değer kaybıyla çok zorlanan bir konumdaydı, daha da zor bir düzeye geriledi.

  • Emtia piyasalarında, borsalarda, değerli madenlerde, petrolde ülkelerin ve kurum/kuruluşların durumlarına göre kayıplar oldu, kazanımlar da oldu… Ancak nüfusa oranlandığında ekonomilerdeki kayıplar çok daha büyük hacimli gerçekleşti…

  • Piyasalarda, ulusal ekonomilerde, global ekonomilerde, özetle her ekonomik noktada bir bekleme sürecine girildi ve bu süreç devam da ediyor.

  • Yaklaşan yılbaşı, ABD seçimleri sonucunda seçilmiş başkanın görevi devralması gibi ekstra bekleme süreçleri de var tabii…


Esasen kim neyi bekliyor sorusunun ilk yanıtı CoVid aşısı ile kontrol sürecinde başarı sağlanması şeklinde...


***

Çok fazla sayıda doğrudan ve dolaylı etkileşimler var…


Hasar tespiti gibi değil, ama tabii ki; önce kayıplara bakmak lâzım. Burada kayıplar içinde elbette en önemlisi ve karşılığı yerine getirilemeyecek olanı CoVid kaynaklı ölümler…


2020 Aralık ilk yarısı için toplamda dünya genelindeki ölüm sayısı yaklaşık 1.61 milyon kişi.


Bu çok büyük bir kaybın ifadesi…


Kayıplar elbette bu kadar değil…


Ama tabii en önemlisi can kayıpları...


***

Maddi kayıplara bakınca;


Ekonomilerdeki kayıplar:


Borsalar


FTSE, Dow Jones, S&P 500 endeksinde, borsalarında, Nasdaq, Frankfurt borsalarında düşüşler oldu. Hattâ 1987 1.Ç’ den sonraki en büyük düşüş oranları 2020 yılında görüldü.


Sadece borsalarda değil, emeklilik fon değerlerinde ve bireysel tasarruf hesaplarındaki hisse değerlerinde de kayıpların olduğu izlendi...


Türkiye’de, borsa inişli-çıkışlı bir seyir izledi. BIST 100 ve BIST 30 endekslerinde dalgalanmalar olurken, emeklilik fonlarında ve bireysel tasarruf hesaplarında enteresandır, pek bir değer kaybı olmadı.


Özellikle dövize natık işlemlerde TL’nin değer kaybı döviz bazındaki bireysel yatırımları, altın yatırımlarını kazançlı çıkardı...


Türkiye’de turizm hisseleri borsanın en yüksek derecede zararı yaşayan kağıtları arasında dikkat çekiciydi…


Özetle tüm borsalarda, her zaman olduğu gibi iniş ve çıkışlar CoVid etkisiyle de oldu. Bu kez düşüşler fazla idi...


TL ile yapılan bireysel mevduat hesaplarındaki yatırımlar, mevduat faizlerinin yıl içinde %24’ler seviyesinden %8’lere indirilmesi, indirilen mevduat faizlerinin bir süre değiştirilmemesi ile, enflasyonun altında kalarak bireysel tasarruf hesaplarında zarara yol açtı.


Reel Sektör


Tüm dünyada, büyük olasılıkla CoVid-19’dan en fazla negatif etkilenen sektör perakende sektörü olsa gerek. Çünkü, bilindiği gibi, perakende, son tüketiciye fiilen temas eden, dokunan bir sektör… İstihdam hacmi de yüksek olan bir sektör...


Perakende sektörü içinde özellikle Asya-Pasifik’te yer alan ürün perakendecileri; süre gelen mağaza kapanma süreleri ve bilhassa Çin’den gelen turist sayısındaki kesilmeden son derece kötü etkilendiler. Tabii bu durum, sadece Asya-Pasifik için değil, esasen bütün küresel ekonomiler için geçerli…

Benzer durum, Türkiye ekonomisinde de görüldü. Kâr marjını düşük tutarak fiyatlandırmalarda revizyonlar ciro artışlarına yönelik önlemler, maliyet düşürücü tedbirler, sipariş iptalleri, ithalata dayalı ürünlerde adeta durma noktasında kalma, vb önlemler, turizmin de adeta sıfırlanması ile, alınan önlemlerin maalesef yararlı olamadığı gerçeğini değiştiremedi...

Tabii sadece; Mağazalar, AVM’ler, marketler, gıda, gıda dışı perakende, tekstil, moda, ayakkabı, çanta, şapka, aksesuar, saat, takı vb perakende değil, makine, yedek parça, otomotiv vb diğer segmentleri ile tüm perakende CoVid-19’dan etkilendi.

Özetle; var olan işkollarının CoVid bağışıklığı yoktu,

CoVid-19 bağışıklığı olan sektör de, zaten yoktu…

İstihdam

İstihdam hacminin daralması, işsizliğin artması yine bütün sektörleri ve dahası insanları ve aileleri son derece olumsuz etkiledi.

Örneğin ülkemde nüfus çarpanının 4,2 olduğundan hareketle, bir kişinin işsiz kalması doğrudan 4+ kişiyi etkiledi… Bu da çekirdek aile yapısı...

Diğer ekonomilerde de durum çok farklı değildi elbette.

Ancak ekonomik anlamda güçlü, sosyal devlet olma açısından kuvvetli ülkeler öncelikle istihdam hacmini daraltmamaya çalıştılar. Kimseyi işten çıkartmamaya özen gösterdiler, devlet politikası olarak buna izin vermediler.


Bununla beraber, vatandaşlarına fiili nakit yardımlarda bulunanlar da olduğu gibi, kredi ertelemeleri, kredi faizlerinde geçici süreli de olsa sıfırlamalar, bazı teşvikler, vergi indirimleri uyguladılar.

Bu konuda ABD, Kanada, Almanya, İskandinav Ülkeleri, AB Üye Ülkeleri başlıca örneklerdir.

Uluslararası Ticaret

Etkilenmemenin olanaksız olduğu CoVid-19 pandemi sürecinde tabii ki uluslararası ticarette ancak zorunlu olanın dışında pek önemli bir hareketlenme olmadı.

Emtia ticaretinden ziyade petrol, doğal gaz, enerji başta olmak üzere uluslararası ticaret tabii ki çalıştı. Ulaşım, başta havacılık ve turizm sektörleri olmak üzere son derece zor bir döneme girdi, ki bu zor dönem süreci halen devam etmekte…

***


Sonuç olarak

  • CoVid-19 Salgını bir gerçek. 1,7 milyon insanın, belki çok daha fazlasının ölümüne neden olan bir gerçeklik.

  • Artık eskiye dönüş yok, en azından en olumlu şey; yeni normale dönüş beklentisi.

  • Sadece can kayıpları değil, ekonomik kayıplar da tabii ki önemli boyutta…

  • Yaşam alışkanlıkları değişti, yenisine hızla adapte olmak en uygunu…

  • Bu tür felâketlerde, faciaya neden olan konunun boyutu değil var olmasının ne denli önemli olduğu görüldü, virusun kendi görülemedi.

  • Doğa ile savaş halâ ve bu teknolojik gelişmişlik düzeyinde bile olanaklı değil gibi…

  • Güven çok önemli bir unsur; zor kazanılan, kolay yitirilen…

  • Sağlık kadar, gelişmiş ve sosyal bir devletin vatandaşı olmak da önemli…

  • İletişimin gücünü doğru kullanmak da unutulmamalı…

***


Buraya kadar, aslında birçoğumuzun kısmen/tamamen bildiği, yaşadığı hususları derli-toplu tekrar görebilmek adına özetlemeye çalıştım.

Aşağıda, biraz daha teknik ve uluslararası boyutta ve gözlükle konuyu tekrar, bu defa daha ziyade sonraki yıla, 2021 yılına yönelik bir düzenlemeyle hazırladım.

2020 Yılı son günleri itibariyle ne durumdayız...

Yukarıda, bu çalışmamın ilk bölümünde de belirtmiş olduğum gibi, dünya genelindeki can kaybı şimdilik yaklaşık 1,7 milyon kişi…

Bunu küresel bir felâket olarak algıladığım için; rengi, dili, dini, ırkı, cinsiyeti, milliyeti ne olursa olsun, insanlar arasında bir ayırım bulunmadığı için, ayrıntılı grafikleri çok da gerekli bulmuyorum. (Ölümlerin şu kadarı kadın, bu kadarı bilmem nereli falan gibi...)

En azından burada yer vermiyorum.

İnsan insandır, can candır. Ayrıca sayılar sadece bilgilendirmek ve konunun önemini anlatırken yararlanmak içindir. Tüm ölenlere saygıyla…

Şimdi umutlar geçerli bir aşının bulunmasında…

Bunu şöyle de özetlemek mümkün;

Yapılan en büyük olasılıkla çalışılan ve sonuç umulan aşı sayısı şimdilik dokuz.

Bu aşılar;

AstraZeneca, Pfizer-BioNTech, Johnson & Johnson, Sinovac, Sinopharm,

Bharat Biotech, Moderna, Sputnik V, CanSino…

FDA ve WHO öngörüleri 2021 son çeyreğinde, her şey yolunda giderse %60’lık bir oranda kontrolün, korunmanın sağlanabileceği yönünde…

Tabii tek sorun değil, ama ilk sorun sağlık… Hemen arkasında, hattâ neredeyse yarım tık ardında son derece ağır ekonomik sorunlar var.


***


Bir daha bakalım…

(Aşağıdaki bütün veriler, TÜİK verileridir.)

TÜFE:

Enflasyonun resmi bildirimi (TÜİK) yıl sonu itibariyle %14’ler mertebesinde görülmektedir. Çarşı-Pazar Enflasyonu olarak tanımlanan reel enflasyon; 2020 4.Ç itibariyle %45+ mertebesine çıkmış, muhtemelen de aşmış durumdadır. Piyasalarda yapılan gözlemler, yaşamın kendisi bunu göstermektedir.

TÜSİAD'ın 2021'e Girerken Global Ekonomi isimli çalışmasında enflasyona dair 4 temel sorun sıralanmıştır.

Bunlar;

Gıda Fiyatları (Uzun Vade),

Vergiler (Kısa Vade),

Kur Geçişkenliği (Kısa Vade),

Atalet (Inertia) (Uzun Vade).

Elbette önemli olan bu dört temel sorun, yatırımlar ve tüketici güven endeksleri bakımından dikkate değer…

Halkın, insanımızın an itibariyle; enflasyon, işsizlik sorunları en temel ekonomik sorunlarının başında yer almaktadır.

Yüksek enflasyon ve işsizlikle mücadele, ülkemin an itibariyle en önemli konularıdır.

İŞSİZLİK:

İşsizlik TÜİK verilerinde yukarıdaki grafikte gösterildiği şekil ve oranlarda seyretmektedir.



Ama aslında gerçek hayatta, pratikte medyanın belirttiği oranlar çok daha farklı ve yüksek çıkmaktadır.

Özellikle eğitimli ve genç nüfusta görülen yüksek işsizlik oranı dikkat çekicidir.

GSYH:

Grafikte de görüldüğü gibi, büyüme hızı 2020 3.Ç’te %6,7 olarak hesaplanmaktadır. Belki 2020 son çeyrekte bir miktar toparlanma olabilir, ancak genelde zor bir yıl olmuştur.


Kişisel hesaplamalarımda, bana göre, yıllardır aynı sonuç çıkıyor. Bu sonuç da; Türkiye %5’ten yüksek bir oranda büyümek zorunluluğundadır.


TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ:

2020 yılı 11.ay itibariyle yukarıda olduğu gibidir. Görülen, tüketim hacmindeki daralma ve buna bağlı olarak satışlardaki ciro kayıplarıdır.


Yanlış anlaşılmaması ricasıyla, yine kişisel olarak;

Ülkemdeki işsizlik sayılarına,

Güven endekslerine

hiçbir zaman tam anlamıyla, itimat edemedim. Bu kasıtlı değil, başkaca bir amaçla da değil.

Örneğin tarımda aile işletmelerinde kayıtlılık, gizli işsizlik olması gibi…


Ya da


Aynı sektörde iç içe olan derneklerin güven endekslerini karşılıklı olarak farklı ve birbiriyle çelişkili değerlerde açıklamaları gibi…

Özetle 2020 yılında güven, güvenmek, güvenilirlik konuları biraz da ironi yapıldığında CoVid-19’dan sonra ikinci en büyük sorun oldu desek, hani çok yanlış da olmayacak...


FAİZ:


2020 yılında faiz konusu herkes tarafından özellikle yakından ve ilgiyle takip edildi…


Türkiye’mde, mevduat faiz oranı yılbaşında %24’ler düzeyindeyken TCMB kararlarına karşın %8,25’ler mertebesine kadar çekilince dolarizasyon başta olmak üzere dövize kaçış hızlandı.


3.Ç sonunda PPK politika faizlerini 475 baz puan arttırarak dövizden TL’ye geçişi sağlamaya çalışsa da, piyasalar bu hamleye pek itibar etmediler…


24 Aralık 2020 tarihindeki PPK kararları içinde TCMB’nin politika faizine ilişkin kararı, yılın son PPK kararı ilgiyle beklenmekte…


Bu arada yatırım çekmek ve enflasyonu düşürmek amaçlı faiz indirimi ısrarı TCMB döviz rezervlerinin kullanımı ile bütçe açığının da artmasına neden oldu ve zararı artırdı…


KURLAR:


CoVid-19’un 2019 son çeyreğinde belirginleşmesi, küresel ekonomilerde zaten var olan durgunluğu daha da hızlandırdı...


TL, başta ABD Doları, İngiliz Sterlini, Euro olmak üzere diğer birçok yabancı para birimleri karşısında, bütün mücadele ve ısrara rağmen değer kaybetti…


* İhracat gelirlerinin çok çok alt sınıra inmesi,

* Turizm sezonunun neredeyse hiç açılamaması nedenleriyle döviz gelirlerimizin azalması,

* Yabancı yatırımlarla sıcak paranın gelmemesi


üç önemli unsur olarak kurların belirlenmesi konusunu irademiz dışına aldı…


Bunlara

  • Güven erozyonu ve

  • CoVid etkilerini de eklemeyi unutmamak lâzım…


DİĞER ETKENLER:


Diğer dolaylı ama önemli etkenler de;

  • ABD Başkanlık seçimleri,

  • Göçmen sorunları,

  • Brexit

şeklinde CoVid-19 etkilerine eklenmek durumundadır.


***


ALINAN ÖNLEMLERLE UMULAN ve ALINAN SONUÇLAR:


TÜSİAD'ın Raporunda da belirtildiği gibi, BDDK ve TCMB kaynaklı bilgilerden yararlanılarak aşağıdaki özetleme yapılmıştır.


1.) Kur sabitlemesi ki hatırlanacağı üzere ABD Doları TL karşısında uzun bir süre 6,85 bandında tutuldu. Bunun toplamdaki zararının TL 170 milyar olduğu ifade edilmekte.


Daha sonra ABD Doları 6,4 TL kurundan 7,85 mertebesine sıçradı, ki bu da dolarizasyonu artırdı.


2.) Kredilerin hedge edilememesi neticesinde bankaların TL yaratmadaki sıkıntıları arttı, yabancı sermaye güven duymadığı yatırım ortamından çıkmayı tercih etti…


3.) Aktif rasyosu kalite bozulması ile bankaları borçlandırma politikası risk primlerinin artmasını kolaylaştırdı, hızlandırdı. Bu durum da gayet doğal olarak dış borçlanmayı artırdı…


4.) Döviz kurlarına kamu bankaları eliyle müdahale edilmesi, hızlı rezerv kaybına ve bankacılıkta şeffaflık yitimine yol açtı… Bu da güven unsurunda yeni hassasiyetler oluşturdu.


5.) Aşırı faiz indirimi, enflasyon ve kurlar üzerinde baskı yarattı, özellikle dolarizasyona yönlenme olduğu gibi volatilite değişiklikleri oldu ve TL hep değer kaybeden tarafta yer aldı.


***


ŞİMDİ YAPILMASI YARARLI GÖRÜLENLER:


a.) Öngörülebilir ve güvenilir bir ekonomi politikası dizayn edilmesi ve bunun kabulünü müteakip mutlaka uygulanması, denetlenmesi ve sürdürülebilirliğinin sağlanması,


b.) Başta TCMB olmak üzere bağımsız kurumlara müdahale edilmemesi, hızlı ve ani regülasyonlardan özenle kaçınılması,


c.) Hukuk reformunun ivedilikle yapılması,


d.) Dış ilişkilerde diplomasinin öne çıkarılması,


e.) Piyasalara, yerli ve yabancı yatırımcılara, sermayeye yatırım ve işbirliği konularında güven telkin edilmesi…


***


ÖNGÖRÜLER:


Makroekonomik öngörüler 2020 2021


GSYH (%, reel) 0,7 3,9


Enflasyon 13,2 10,5


Büyüme 2019 2020 2021


Türkiye 0,9 -1,3 2,9


(Kaynaklar : OECD, Bloomberg Intl., TÜSİAD)


***


ÖZETLE:


Zor bir dönem olan 2020 yılı sona ermek üzere.


Tüm beklentiler, umutlar artık 2021 yılına transfer ediliyor.


Önce sağlık başta olmak üzere, her yıl yapıldığı gibi en iyi temennilerde bulunmak herkesin içinden geliyor.


Ama artık o derece deneyimlendik ki, iyimserliğin sınırlarını bile geniş tutmakta epey zorlanmaktayız…


Yine de, her şeye rağmen;


Sağlıklı ve mutlu bir 2021 olsun...

15 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör