Ara
  • Hasan Ardic

ABD Başkanlık Seçimi


Birleşik Devletler Başkanlık Seçimi…




Şimdiye kadar olduğu gibi, bugün de peşinen kabul etmek gerekir; ABD Başkanlık Seçimleri, sonucu ne olursa olsun, tabii ki başta ABD olmak üzere tüm dünya ekonomilerini, uluslararası politikaların belirlenmesini, güçler arası dengelerin tekrar oluşturulması ya da revize edilmesini etkileyecektir.


Bu, içinde bulunduğumuz yüzyılda kaçınılmazdır, belki XXI. yy sonrası durum farklılaşabilir.


Bilemeyiz, ancak tabii yeni aday ülkeler de var...


Ekim 2020 döneminde, herkes ABD seçimleri konusunda görüşlerini açıklayacak, öngörülerde bulunacak, eleştiriler havada uçuşacak...


TV’lerde herkes bol bol, uzun uzun konuşacak; aynı kişiler TV kanalları arasında dolaşacak, ama konuşulanlarda kanal bazında değişiklik olmayacaktır. Herkes değişik kanallarda aynı tekrarı yapacak, izleyen de izleyecek...


Bu bakımdan erken davranarak;


ABD Başkanlık Seçimlerini

ABD seçmenlerinin adaylara yaklaşımlarına ilişkin analizleri

ABD Başkanlık Seçiminin global piyasalara etkilerini

ABD Seçimlerinin siyasal, uluslararası dengeler ve güç odaklarına etkileşimi


konularındaki çalışmalarımı ve birikimimi aktarmak istedim.


Okumak isteyenler için;


Buyrun…





2020 ABD Başkanlık Seçimi, 3 Kasım 2020 Salı günü yapılacak.


Seçimin genel adı böyle olsa da kongre üyelerinin yenilenmesi de söz konusu olduğundan iş yine eyalet eyalet bir heyecan fırtınasına dönüşecek… Biraz da Amerikan tarzı marketing olacak tabii...


Eskiden her Başkan, seçildiği bir dönem için görev yapardı. Şimdilerde üst üste iki dönem Başkanlık daha revaçta. Yani son yıllarda, sekiz yıllık Başkanlık ABD seçmeni tarafından daha fazla tercih ediliyor. Ancak 3.cü dönem anayasaya göre olanaklı değil.


Yine eskiden, bir demokrat, sonra bir cumhuriyetçi başkan olurdu. Yani, sanki dönüşümlü gibi...


Cumhuriyetçiler dünyanın herhangi bir yerinde savaşma konusunda, demokratlar da ekonomi konusunda daha ziyade başarılı olurlar, ya da bu şekilde politikalar belirlerler, veya her iki grup da öyle görünürdü…


Şimdi artık iş; öyle değil…


Ekonomi, uluslararası güç dengeleri, ırklararası bir türlü bitemeyen geçimsizlikler, seçmenlerin giderek çeşitlenen tercihleri, güç odaklarının etkileşimi, göçmen sorunları, çevre sorunları gibi başlıklarla özetlenen etkenler, silahsızlanma, terörün yaygınlaşması, Y ve Z kuşakların farklılıkları, teknolojik iletişim ve etkileşim işi değiştirdi…


Değiştirdi de ne oldu ??? derseniz eğer...


Aşağıda, ABD yayın organları ve yazılı medyasında yaptığım araştırmalar, oradaki dostlarla yaptığımız sohbetler ve okuduklarımın özeti yer alıyor…

2020’ye küresel bakış başlığı altında, bir kısım ABD seçmeni, ülkelerinin ağır bir ekonomik kriz içinde olduğunu, bunun devamı halinde ise demokratik dengeler ve kontrolün değişimini öngörmekte, şimdi olduğu gibi, ama artık daha da artan bir korkuyla bunu izlemekten endişe duymakta olduklarını açık olarak ifade etmektedirler...


Bu bakımdan seçmenin ilk önceliği, başta ekonomi olmak kaydıyla mevcut sorunları ivedilikle çözmek, demokrasi içinde kalarak, üst yönetim kademelerinde bu korku veya endişenin önlenmesini sağlayarak, birlik ve beraberlik içinde, yine Amerikan tarzı gurur verici bir çalışma yapmak ve bunun sonucunu almak şeklindedir…


Bu Başkanlık Seçiminde; demokrasi ve gerçekçilik, hoşgörü ve konulara analitik yaklaşım öncelikli kriterler olacak…


Öyle görünüyor…


Daha önceleri bu kriterler öncelikli olmamış mıydı ???


Elbette olmuştu…


Bu defa, belki biraz mevcut durumdan da bazı dersler alındığından mıdır, durum farklı…


İlk adımda, Başkanlık yarışındaki adaylardan beklentilerin bu kez daha yüksek olduğu ile başlayalım…


Yani çıta daha yüksek...


ABD dışındaki coğrafyalardaki savaşlar, işgâller, müdahaleler veya adı her ne ise bunlardan tamamen vazgeçmek seçmen için önemli… Benzer şekilde ülke içinde sokaklarda, okullarda ve hayatın içinde silahlanmanın kontrol edilmesi ve önlenmesi de isteniyor…


Bu iki konuda seçilenin Demokrat ya da Cumhuriyetçi olduğuna bakılmaksızın, seçim öncesi ilke birliği oluşturulması, seçmen tarafından önemseniyor...


Benzer şekilde küresel ısınma ve iklim değişikliği ve çevre sorunları da son derece öncelikli… Keza sağlık...


Bunların hepsine, hepimiz çok aşinayız, ancak bunlar klişeleşmiş seçim vaatleri gibi değil de ABD’nin de, evrenin de global sorunları olarak algılandığında durum da, sonuçlar da farklı olacak…

Olmalı da zaten...

Göçmen sorunları ABD için de çok önemli. Bu karmaşık yapıda, ailelerin bölünmesi, başta Meksika gibi komşu ülkelerle sorunlar yaşanması artık seçmenin hiç istemediği şeyler… Göçmen kamplarının da kapatılması gereği artık daha net olarak dile getiriliyor…

ABD’nin uluslararası ilişkilerde savaşlarla, askeri uygulamalarla, işgâllerle anılmasını seçmen kesin bir dille istemediğini belirtiyor. Başkan Trump dönemindeki agresif yaklaşımların bir dış politika biçimine dönüşmemesi konusunda ise Amerikan seçmeni ısrarlı…

Her kim seçilirse seçilsin, Demokrat ya da Cumhuriyetçi, seçmenin beklentisi; uluslararası kurumsal yapılara, yasalara ve evrensel hukuka saygı gösterilmesi ve destek verilmesi, ilişkilerde barışçıl ve eşitlikçi davranılması şeklinde ifade ediliyor…


2020 küresel görüşü, yeni ABD Başkanı yönetim gücünü fiilen kullanmaya başladığında (ki hatırlayacaksınız; seçimler Kasım'da yapılsa da devir-teslim Ocak’ta) asla değiştirilmeden uygulanmalı. ABD seçmeni bu noktada verilen sözlerin aynen ve harfiyen tutulmasına, süreklilik konusuna bu defa her zamankinden fazla özen gösterecek…


Bu belli...


D.C. yönetim gücü, Wall Street’in finansal gücüyle işbirliği yaparak, ekonominin yeniden, eski gücünü kazanmasına çalışılması gerekli görülmekte...


1948 yılından beri seçimler öncesi yapılan saha çalışmalarında seçmenlere sorulan ilk, hâttâ tek soru;


“ Ülkede karşılaştığınız en önemli sorun sizce nedir?”

şeklinde olur ve cevabı da;


“Ekonominin daha da iyileştirilmesi”

şeklinde verilirdi.


Son üç dönem seçimde de ekonomi öncelikli konu olmakla beraber, özellikle 2008 sonrasında Amerikalıların %42’si ekonominin siyasal bir konu olduğunu, bu konunun sorunları bulunduğunu ve bu sorunlar süresi içinde çözümlenemediğinde krizlerin art arda başlayacağını ve zamanla da derinleşeceğini söylemektedir.

Bu oran, 2012 yılında %32 ve daha sonra 2016 yılında da %11 olarak tespit edilmiştir. Şimdilik, 2020 itibariyle ekonomi en önemli konu olma niteliğini %20-%33 bandında muhafaza etmektedir.


Bir kısım seçmen, ekonomik durumun kendisi için önemli olmamasına karşın yine de ekonominin öncelikli olduğunda birleşmekte…


Ekonomi öncelikli seçmenler, kendi kişisel ekonomik sorunları olmasa da ekonomiyi öncelikli konu olarak kabul ederlerken, bunun eğitimleri ve yüksek gelir profilinde olmaları ile ilişkilendirildiğini de kabul etmektedirler, ki öyledir...


Üstelik burada ırk, dil, din, renk, demokrat ya da cumhuriyetçi olmak değil önemli olan.


Tabii bu seçimde bir başka etken daha var, geçmiş yıllardan farklı…

CoVid-19 Pandemic…

Öncelikle ekonomi konusu en tepedeki sorun. Bunu hem düşük gelirliler ve eğitimliler söylüyor, hem de yüksek gelirli olan yüksek eğitimliler…

Başta enteresan gibi gelse de, düşününce böyle olması doğal karşılanıyor…

Burada Trump, Biden’a göre belki biraz daha şanslı görünüyor…

Ama doğal olarak bunun Trump için bir garanti olduğunu söylemek hem olanaksız, hem erken, hem de gereksiz…

Trump’ın CoVid-19 salgınına bakışı, ilk reaksiyonları, tutarsız söylemleri Amerikan halkını huzursuz ettiği gibi endişelendirdi de...

Beklenen daha bilimsel, daha gerçeklere duyarlı, daha kurumsal bir yaklaşımdı...

Bu arada önemli bir konu daha var, sadece ABD’de yaşayan Amerikalıları değil, herkesi ilgilendiren…

İstihdam hacminde İşsizlik oranı düşüyor, ama insanlar işlerini kaybediyorlar… Yani istihdam hacmi ile işsizlik orantılı değil...

Yapılan araştırma ve anketlere göre sonuçta en önemli konu; ekonomi…

Seçimin sonucunu, kaderini bu konunun çözüm önerilerine Amerikan seçmeninin ne ölçüde ve hangi parti temsilcisinin inandırılabileceği doğrultusunda belirlenecek…

ABD’de son zamanlarda artan, George Floyd’un Amerikan Polisi tarafınca ölümüne neden olunması gibi ırka ilişkin ayrımcılıklar seçim sonuçlarında etkili olacak gibi görünüyor…

Şunu unutmamak gerekir ki; Amerika’da, her 30 saniyede bir Latin oy verme yaş sınırını geçiyor ve seçmen statüsünü kazanıyor.

Özellikle renkli halk bu limiti aşmakta ve her 30 saniyede 1 seçmen yetişiyor...

Bütün bu yaklaşımlara baktığımızda görünen; Amerikalıların yeni bir kısaltmalı tanım daha önerdikleri;

Electionomics



Normalde, sadece ABD’de değil tüm ülkelerde, hâttâ gelişmekte olan ülkelerde daha da fazla, seçim yıllarında ekonomi rahatlar, piyasalarda olumlu gelişmeler olur…


Bu yıl durum böyle değil…


Olmayacak da…


Bunun ana nedeni izlenen malî politikalar ve politikacıların seçim öncesinde ekonominin katlanarak meyve vermesi istikâmetinde…

Öngörülerim, 1985’ten bugüne izlenen malî politikaların, seçim dönemlerinde GSYH %0,1 artarak, bir önceki dönemle aradaki farkı en az %0,2 cari yıl değerlerine çıkartmak olsa gerek doğrultusunda…


Tekrar anımsamakta, hâttâ unutmamakta yarar var; CoVid-19 muhtemelen Kasım 2020 döneminde de devam edecek.


Belki de artarak…


Bu durum geçmiş yıllara ve seçim ortamlarına farklılıklar da getirecek.


Bu iki, hâttâ bana göre üç önemli nedeni, önemsırası yapmaksızın birbiri içinde sunmayı tercih ediyorum.


Başkan Trump’ın maliye politikaları, vergi indirimleri ve harcamalardaki artışlar alışılagelen bütçe denkliklerini ve dengelerini bozdu. Özellikle Başkanlığın 2. ve 3.cü yıllarında karşılaşılan bu durum Amerikan seçmeninin reaksiyon göstermesine neden oldu.


Diğer bir neden de Amerikan Senatosunda 2018 yılına nazaran bölünmenin daha fazla olmasında yatıyor… Demokratların Kongrede sayıca fazla olmaları onlara Kongrede güç kazandırıyor ve Başkan Trump, bazı kararlarının Kongreden geçmesini sağlayamıyor...


FED, seçim dönemi olsun ya da olmasın kararlarında özgür olan bir kurum olarak hizmet veriyor. FED kararlarını döneme bakmaksızın, ekonomi gereği ne ise ona göre değişkenlik gösterebilen bir kurum…


Yanılmıyorsam 1971 yılında, dönemin ABD Başkanı Richard Nixon ile dönemin FED Başkanı Arthur Burns arasındaki mutabakatsızlıktan sonra, günümüze kadar Washington DC ile FED arasında böyle bir ilişki saptanmamış olsa gerek…


Başkan Trump’ın da FED Başkanı Powell’a yüklendiğini, baskı yapmak istediğini hatırlarsınız.


Bana göre diye belirttiğim üçüncü neden de CoVid-19 pandemisinin bu seçim dönemindeki varlığı ve etkinliğidir.


Daha önce pandemi gibi bir parametre yoktu…


Ama…


Şimdi var...


Şu sıralar, genelde Başkan Trump, az da olsa daha önde görünüyor.


Ancak tabii son sandık sayıldıktan sonra resmi kayıtlarla bu belirlenir.


Her seçimde, sürprizler olur, olabilir.


Bu noktadan sonra üç temel faktör var;


Ekonomi,

Demokratların adayı

Midwest


Ekonomi;


Cumhuriyetçilerle Demokratlar arasında çok fazla fark olmasa da Ekonomi an itibariyle az bir % farkla Cumhuriyetçilerin programlarında kuvvetli öncelik olarak ortaya çıkıyor ki bu da bir ölçüde Trump’ın elini kuvvetlendiriyor.


Öte yandan geçtiğimiz son sekiz-on ay içinde Trump’ın yetkisizleştirilmesine ilişkin yaşanan süreçler, sonuç Trump lehine çıksa da Cumhuriyetçi seçmeni rahatsız etmiş görünüyor.


Demokratların Adayı;


Biden’ın geçmişteki özel yaşamına ilişkin ileri sürülenler, özellikle muhafazakâr kesimde rahatsızlık yaratmış görünüyor. Ama tabii bu tek negatif algılanan unsur değil. Buna karşılık ABD Başkan Yardımcılığı görevi dolayısıyla zirveye taşıdığı devlet deneyimi Joe Biden’ın elini kuvvetlendiriyor.


MidWest;


Bu tanımlama coğrafi kriterlere göre değil, ABD’de de yaşamın oluşturduğu bir bölgenin adlandırılması gibi… Amerika’da yaşayanlara göre, belki daha çok bana göre, en sevdiğim şehirlerin başında gelen Chicago, MidWest’in adeta başkenti…


Diğer önemli MidWest eyaletleri; Michigan, Pennsylvania ve Wisconsin şeklinde… 1990’lı yıllara kadar MidWest Demokrat olmasına rağmen Trump’ın burada oy kazanması Cumhuriyetçiler adına büyük başarı olarak kaydedildi.


Chicago başta olmak üzere MidWest son yıllarda, hâttâ birkaç on yıldır, başkanlık seçimlerinde önemli bir etken… B.H. Obama Chicago’dan Demokrat Parti Senatörü idi…


Son Seçimde Trump, yukarıda belirttiğim gibi buradan oy çıkardı…


MidWest belirleyici etken olmaya devam ediyor, muhtemelen devam da edecek…


Bu üç kritik faktörü de analize eklemekte yarar var…


Özetlendiğinde; sanıyorum 2020 Amerikan Başkanlık Seçimleri, piyasalardaki volatiliteyi, alışılagelmişin fazlasıyla artıracak…


Başkan Trump’ın twitter hesabındaki paylaşımları bir yana, agresif davranışları, alışılmışın çok dışına taşan dış politika söylemleri, kendisinden önceki Demokrat Başkan Obama’dan çok farklı… Bu Trump için büyük dezavantaj...Buna karşılık, Demokrat adayların sol kanada yakınlığı da an itibariyle Cumhuriyetçilere bir tık oy sağlayabiliyor...


Peki sonuç ne olur ???


Bunu yanıtlamak zor…


Son dakika, eyaletin birinde bir şeyler olabilir, uluslararası platformda politik gelişmelerde değişiklikler de olabilir, renkli ırklar arası çatışmalarda da istenmeyen toplumsal olaylar olabilir, vs…


Bu bakımdan öngörü için erken…


ABD’yi iyi bilen, ancak şu ara (Trump dönemi) ABD dışından ABD’ye bakanlar için Trump’ın tekrar seçilmesi zor, zaten de geniş kitlelerce istenmiyor…


Ama diğer taraftan da; aşırı zengin para çevreleri, kırsaldaki Redneck ve White Trash olarak tanımlanan halk yani gelir ve eğitim düzeyi düşük kesim Trump’ı seviyor ve ona oy verecekler.


Sonuç ???


Şimdilik bilemiyoruz...


18 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Şöyle bir, duruma bakalım...

Son birkaç aydır hayatın içinde bizde değişen bir şey yok gibi… CoVid-19’ dan başlayalım… CoVid-19, CoVid-21 (!) oldu… Bu gidişle devam da edecek… Temmuz ayında belirtildiği gibi, vaka ve kayıp sayıla