Ara
  • Hasan Ardic

Bugün...


Bugün ne oldu…


Dünkü yazımın başlığı “Yarın ne olacak…” idi, bugünkü yazımın başlığı da “Bugün ne oldu…”


Dün 18 Kasım 2020 Çarşamba idi, bugün 19 Kasım 2020 Perşembe.


Gerçekçi olmak gerekirse; takvimlerde tarih değişti…


O kadar mı?


Evet, o kadar…


Başka?


Hepsi bu…


** ** **


Belki biraz sert gibi oldu, ama amaç bu değil tabii. Beklenenle gerçekleşen matematik bağlamda aynı olunca bunu abartmak pek anlamlı değil.


Herkes gayet iyi biliyor ki; TCMB PPK’nın aylık olağan toplantısı sonucunda açıklanan politika faizinin 475 baz puan artırılması ve 10,25 olan faizin 15,00’e yükseltilmesi ve bunun piyasalardaki etkileşimi hakkında sesli düşünüyoruz.


Genelde konuşulanlar, 7,69’larda olan $/TL kurunun 7,50’lere düşmesi, BIST endeksinde artış olması vs., şeklinde…


Esas konuya daha ayrıntılı olarak girmeden önce, bunun aksi de olabilirdi düşüncesiyle, 475 baz puanlık artışta emeği olan herkese belki teşekkür etmek de uygun olabilir.


En azından bu durum; piyasalarda iyimser havanın esmesine, kurlarda bir süre önce düşüşler olmasına, bu düşen kurların bir süre daha devamına yol açacaktır…


Hattâ belki Aralık 2020 PPK aylık olağan toplantısında TCMB küçük bir miktar da olsa baz puan artışına gidebilecek, bu olumlu görünen iyimser piyasaların 2021 yılına olumlu girmesini sağlayabilecektir.


** ** **


Küçük bir not düşmek gerekli ise; içinde benim de dâhil olduğum bir çok ekonomist bu beklentiyi daha önce yazdı, konuştu, anlattı…


Sonuçta beklenen de gerçekleşti…


Peki, “ Neden halâ memnun değilmiş gibisiniz ?” derseniz…


İşte bunu aşağıda anlatacağım…


Sadece ve sadece Ekonomi açısından bakarak…


Asla; kişileri, kurumları, partileri vd., kuruluşları hedef almadan ve hiçbir suçlamada bulunmadan…


Net, objektif ve analitik olarak…


** ** **


TCMB PPK Toplantısında, politika faizinin 250-700 baz puan arasında bir oranda artırılması, esasen gecikmiş de olsa son derece zorunlu alınmış bir karardır.


Artırılan beklenen aralıkta, 475 baz puan olup, 10,25’ten 15,00’e geçiş yapılmıştır.


Ama esas konu bu değildir…


Esasen bu kararın alınma noktasına gelinceye kadar harcanan 130.000.000.000 ABD Doları karşılığı TL, borçlarda kurdan kaynaklanan artışlar da değildir.


Tabii ki bunlar ve bunlara dayanan diğer mâli neticelerin tamamı çok, ama çok önemlidir…


Ama burada anlatmaya çalıştığım tam olarak sadece bu değildir...


** ** **


Esasen çok önemli olan husus; her konuda olması gerektiği kadar, mâli politikaların da kurumsal yönetiminin gerekliliği, Ekonomi’nin; bağımsız, işin uzmanlarınca, kurumsal anlayışla yönetilmesinin doğru olduğudur...


Aksi durumda sonuç, beklenenden de pahalı olur…


Bu tarihte hep böyle olmuştur…


Keşke imkân olsaydı da J.M. Keynes’e ve İktisat Fakültesindeki değerli hocalarım Prof. Dr. Feridun Ergin’e, Prof. Dr. Memduh Yaşa’ ya sorabilseydik…


Tarihte böyle olduğunu, bugün de böyle olması gerektiğini onlar da teyit ederlerdi herhalde…


** ** **


Ekonomide, sonuçları tartışmaktan ziyade, o sonuçları oluşturan nedenleri araştırmak önemlidir.


Hem de her zaman....


Çünkü; nedenler, şartlar her zaman değişebilir.


O zaman sonuçlar da…


** ** **


Önemli olan sistem, kurumsal bir sistemin oluşması, var olması ve saat gibi çalışması, değişim doğrultusunda sistemin kurumsallık ölçütlerinden çıkmadan kendini yenilemesidir…


Hep söylemekteyiz; TCMB kararları bağımsız alınmalıdır…


TCMB gibi kurumlarda liyakât sahibi yönetim ön koşuldur…


Bütün uygar, ileri ülkelerde bu hem bugün, hem de tarihte böyledir. Bizim ülkemizde de böyle olması hedeflenmiştir…


Bu nedenle Türkiye’de iki kurumun unvanında “Cumhuriyet” olarak geçer;


  • Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

  • Cumhuriyet Savcılığı

** ** **


Para kuruluşları, özellikle uluslararası para kuruluşları bu özelliklerini korumaktadır. FED; Federal Reserve Bank, ABD’de merkez bankası fonksiyonunu gören, özerk ve özel bir kurumdur.


Keza ECB; European Central Bank da öyle…


Merkez bankacılığı işlevi olmayan IMF’i de özel ve özerkliği bakımından, konuyla doğrudan ilgili olmasa da, burada anmak yanlış olmayacaktır.


Merkez Bankaları, kâr amacı gütmeyen, devletlerin para politikalarını düzenleyen kurumlardır. Bu bakımdan bağımsız karar almaları, özerk kurumsal kimlikleri ve liyakâta sahip yönetimlerce idare edilmeleri önem arz etmektedir…


** ** **


TCMB politika faizinde esasen %46’lık bir artış yaptı…


Böyle olsa da esasen olan, gerçeğin legalizasyonudur. Zaten bir süredir piyasalarda uygulanan buydu… Şimdi TCMB faiz oranını %15 yaparak pratikte uygulananı bir şekilde resmileştirildi…


Bankalar muhtemelen %15 küsurla mevduat toplamaya çalışırken, bunu %18-20’lerle piyasalarda kredilendirecek ve yatırım yapılmasını bekleyecekler.


Peki yatırım yapılacak mı?


İşte orasını bekleyip, hep birlikte göreceğiz…


** ** **


İki önemli husus daha var;


  • Ekonomi başta olmak üzere, güven,

  • CoVid-19 .


Zor ekonomik koşullar altında global salgının yaygınlaşması ve tabii ki sadece yaygınlaşmakla kalmayıp ölümcül olması asla ihmâl edilemeyecek bir gerçekliktir.


Başta ekonomi olmak üzere birçok konuda zedelenen / yitirilen güvenin tekrar kazanımı için geçecek süreye ekonomik anlamda katlanılabilinmesi de benzer şekilde ihmâli mümkün olmayan bir diğer önemli husustur.


Hep söylemekte olduğum gibi; ekonomide güven hızla kaybolabilir, ancak kaybolan güvenin tazelenmesi, yenilenmesi maalesef aynı süratte olamamaktadır.


Tabii ki enflasyon ve işsizlikle mücadele, makro ekonomideki en önemli diğer iki husustur. Bunlardaki her türlü gelişmenin mikro ekonomide yer alan tüm evlekleri doğrudan ve anında etkiliyor olması, ekonomide ne derecede doğru ve zamanında karar verilmesi gereğini göstermektedir.


** ** **


Yükselen, hattâ daha da yükselmesi gereken faizlerin enflasyonla mücadelede olumlu bir etkisinin olacağını beklememek, aksine enflasyonu bir miktar daha körükleyeceğini unutmamak lâzım. Bu da, işsizliğin artması, piyasalarda durgunluk demek olur…


Özetle; Ülkemin ekonomisi kırılgan bir yapıdadır. Son dönemlerde artan üretimin azalması, sanayide kullanım kapasitesinin göreceli olarak artıyor gibi gözükse de realitede azalması, TÜİK tarafından %11,8 mertebesinde açıklanan yıllık enflasyonun, reel sektörde, çarşı-pazarda %45+ olarak realizasyonu, değişik kaynaklardan aldığımız verilere göre ülkemde 10-13 milyon kişinin işsiz olması, ekonomide durgunluk, turizm ve ihracat gelirlerimizin düşmesi, yabancı sermaye yatırımlarının âdeta olmaması, global salgın dolayısıyla hayat şartlarının getirdiği zorlamalar ve benzeri nedenlerle sağlık başta olmak üzere ekonomi ve diğer unsurlarda kısa vadede beklentiye girmenin aşırı iyimserlik olacağını düşünmekteyim.


** ** **


Umarım ve dilerim ki ülkemde her şey yolunda gelişsin...


** ** **




43 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Şöyle bir, duruma bakalım...

Son birkaç aydır hayatın içinde bizde değişen bir şey yok gibi… CoVid-19’ dan başlayalım… CoVid-19, CoVid-21 (!) oldu… Bu gidişle devam da edecek… Temmuz ayında belirtildiği gibi, vaka ve kayıp sayıla