Ara
  • Hasan Ardic

Bugünlerde hayata dair...




Yaklaşık on beş gündür yazı yazmadım. Yayında olanlar da on beş gün önce yazdıklarım...


Bugünlerde esasen yazacak çok şey olmasına karşın, aslında yazacak pek bir şey de yok…


Gündemdeki ana konular;


CoVid-19,

Ekonomi,

Aşı,

Çeşitli siyasi çekişmeler,

ABD Başkanlık devir teslimi, Capitol Hill baskını, Trump’ın azledilmesi,

Sosyal medya programlarının güvenilirliği, WhatsApp,

Beklenen kar yağışı, vd…


Ekonomi, içinde birçok konuyu barındıran bir bütün;


Enflasyon,

İşsizlik,

Cari açık,

Bütçe açığı,

İstihdam,

Faizler,

Döviz kurları, altın, brent petrol, bitcoin, vb…


Sadece ağır sorun teşkil edenleri, edecekleri yazdım. Elbette ekonomi sadece bu alt başlıklardan ibaret değil, bunu herkes biliyor.


Çok ciddi takip ediyorum, izlediğim ekonomistler gerçek verilere dayalı analizlerini, görüş ve beklentilerini gayet net olarak paylaşıyorlar. Gerçeği ve doğruyu paylaşanlara içten teşekkürlerimi sunuyorum. Zaten takip etmekte olduklarım da onlar.


Diğer taraftan devletin resmi kurumlarının bildirdiği değerler, piyasalardaki, reel hayattaki değerlerle hiç uyuşmuyor.


Örneğin TÜİK’e göre yıllık enflasyon %12-14 arası bir yerlerde, halkın yaşamakta olduğu reel enflasyon %37 ve üzerinde…


Yine, örneğin TÜİK’in bildirdiği işsizlik oranı %15’lerde, reel olarak ölçümlenen %35’lerde…


Özellikle genç işsiz oranı olsun, genç eğitimli işsiz oranı olsun maalesef çok yüksek. Ülkede her üç çalışabilir durumda olanın biri işsiz. Belki diğeri de bugün yarın işini kaybetmek üzere…


Bu böyle olunca, halkımız bu sorunları son derece net olarak yaşamaktayken, sayılar üzerinde farklı yorumlar yaparak değişik sunumlar ortaya koymak, son derece doğal olarak insanlarda güvensizlik yaratıyor.


Bu güven erozyonu sadece vatandaşta değil, yatırımcılarda ve özellikle yabancı yatırımcılarda daha da endişe ile karşılanıyor ve yabancı yatırımlar durağanlaşıyor. Yabancı yatırımlar sadece kur etkisi ile TL’nin değer kaybetmesi kulvarındaki kısa vadeli nakdi kazanımlar amaçlanarak yapılıyor.


Bu da istihdam hacmini genişletmiyor ve işsizliğe de kendi ölçüsünde çare olamıyor. Umutsuzluğa kapılmamak lâzım desek de, maalesef iş bulamayacağına kâni olan işsiz insanlarımız, iş aramaktan vaz geçiyorlar. Bu da TÜİK değerlerinde işsizlik azalıyor şeklinde yorumlanıyor…


TCMB her ay düzenli olarak yapmakta olduğu PPK toplantılarında politika faizi hakkında belirlemeler ve açıklamalar yapıyor. Son iki toplantı sonucunda faizlerde kademeli artışlar yapıldı. Bu ay yapılacak toplantıdan beklentim bir miktar daha faiz artışı yapılmasının gerektiği şeklinde.


Enflasyon ve faiz ile kurlar sadece birbirini etkileyen unsurlar değil, aynı sebep-sonuç ilişkisinde olmadıkları gibi… Yani faiz artırarak kur düşüremezsiniz, faiz düşürerek de enflasyonla mücadele edemezsiniz. Evet, bir miktar ki, o da geçici, etki yaratabilirsiniz, ama bu; kalıcı çözüm olamaz.


Özellikle kur politikalarında belirleyicilerden biri olabilmek için; istikrarlı bir turizm, ihracat ve yabancı yatırım döviz girdilerinin olması gerekir. Bu durumda cari açık da olmaz, para biriminin de diğer uluslararası para birimleri karşısında değer kaybı da olmaz… O zaman kur belirlemede sözünüz bir oranda geçer...


İç politikadaki partiler arası çekişmeleri tamamen bir kenara bırakmak istiyorum. Bu benim konum da değil, ilgi alanımda da değil. Keşke her şey daha kolay anlaşılabilir ortamlarda ve daha zarif şekilde çözümlenebilse idi…


Elbette aşı konusu çok önemli. Örneğin basında takip edebildiğim kadarıyla İsrail, nüfusunun %20’sinin CoVid aşısını tamamlamış. Tamam nüfus az, burada mutlak sayılara itibar etmek lâzım ama, yine de %20 az bir oran değil… AB ülkeleri, ABD ve Kanada başta olmak üzere aşılama hızlı ilerliyor...


Bizde henüz çok bilinmezli bir denklem gibi, aşı meselesi…


WhatsApp’ı ne yapacağız? 8 Şubat’a az kaldı… Sizi bilemiyorum ama ben bilgisayar, tablet, akıllı telefon kullanan herkesin bir çok kişisel bilgisinin gizliliğinin zaten kalmadığını düşünüyorum.


Tamam dikkatli olmak gerekir de, “Nasıl olacak?” sorusu zorluyor.


Bu arada dün sosyal medya kanallarından biri aracılığıyla gelen komik bir paylaşım var;


Porsche kazanmak umuduyla çekilişe gönderdiği dondurma çubuklarının ilişiğindeki forma, TC Kimlik no, ana adı, baba adı, adresi, tel no vb bilgileri yazanlar ne gibi bir nedenle güvenlik endişesi sergileyebiliyorlar…


Bana komik geldi…


ABD’de Başkanlık seçimi ve sonrasındaki durum, neredeyse iç savaştan günümüze karşılaşılmayan bir durum. Enteresan. Garip. Belki artık olağan da demek doğru olabilecek.


Zaten tam olarak da üzerinde durmak istediğim konu...


  • Tüm dünyada siyaset, hayata bakış kalitesi çok düştü…

  • İnsanlar artık çok daha bencil…

  • Sadece sevgi değil, saygı da kaybolan değerler arasında...

  • En önem verilen değer, ya da ilk değer; para…

  • Eğitimin değeri tartışılıyor...

  • Tüm dünyada güven unsuru giderek kayboluyor…

  • Küresel ekonomilerde kötüye gidiş yaşam tarzını değiştiriyor.

  • Demokrasi bile artık zedelenebiliyor...

  • Paranoya giderek artan boyutta ve yaygınlaşıyor…

  • Herkes her şeyi biliyor…

  • Bilgisi olmayanların fikri (!) her zaman var elbette, bunu yenemiyoruz.

  • Bir de bilmediğimizi “Bilmiyorum” şeklinde ifade etmeyi beceremedik, beceremiyoruz.

  • Kitap okumuyoruz. Okur sayısı giderek azalıyor. Pandemi bile kitap okuma alışkanlığı kazandıramadı.

  • TV karşısında dizi seyretmeyi, sosyal medyayı farklı kullanmayı çok seven bir toplumuz. Bizim dizilerimizi de Orta Doğu ülkeleri çok severek izliyorlar, o da başka…

  • Biliyorsunuz bizde bir de her konuda uzman olanlar grubu var, TV kanallarını dolaşıyorlar ve o gece o TV kanalında konu neyse, o konudaki her şeyi de bildiklerinden anlatıveriyorlar, hem de tartışarak yapıyorlar bunu. Bu aralar galiba konu bitti, şarkı icra etmeye başladılar… Belki de bizi panellerini izlemeye tekrar davet etmek için şarkı söylemiş olabilirler (mi?).


Durum böyle olunca, inanın ciddi bir şeyler yazmak insanın içinden gelmiyor. Bu işler de zorlamayla olacak işler sınıfında değil.


Ayrıca şu da var, bizler bildiği konularda, üzerinde eğitim aldığı, deneyim kazandığı konularda yazan, konuşan kişiler olarak; ne yazarsak yazalım, ne söylersek söyleyelim zaten dinleyen de yok.


Bu bir umutsuzluk, ya da umursanmamak sitemi değil.


Bu, artık herkesin her şeyi biliyor olmasının üzerine biraz bencillik, biraz da eğitim dışı edinilmiş maddi gücün özgüvenini ekleyerek gerçeği duymama isteklerinin bir sonucu olsa gerek.


Zaman içinde bu da geçecektir…


İstanbul, 2021, Ocak 12



5 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Şöyle bir, duruma bakalım...

Son birkaç aydır hayatın içinde bizde değişen bir şey yok gibi… CoVid-19’ dan başlayalım… CoVid-19, CoVid-21 (!) oldu… Bu gidişle devam da edecek… Temmuz ayında belirtildiği gibi, vaka ve kayıp sayıla