Durumumuz budur...




Ülkemizde önemli oranda yüksek bir enflasyon var.


Bunu herkes biliyor, herkes fiilen yaşıyor.


Devletin resmi organı TÜİK açıklamalarında 2021 yılı için TÜFE yıllık %36,08 ve Yİ-ÜFE de % 79,89 olarak belirtildi. Akademisyenlerden oluşan ENAG ise 2021 yılı enflasyon oranını TÜFE %114,87 olarak hesapladı.


Burada iki önemli fark var;


  1. TÜİK ile ENAG arasında TÜFE farklılığı (%36,08 - %114,87)

  2. TÜFE ile Yİ-ÜFE yıllık oranları arasındaki (giderek açılan) makas


Hesaplama farklılıkları, siyasal etkilenmeler, farklı bakış açıları vs., her ne olursa olsun bilinen; TÜİK ile diğer tüm kurumların ekonomi göstergelerinde oldukça farklı oranlar beyan edilmekte olduğudur.


Tabii, esasen bir de reel hayatın içinde hane halkının çarşı-pazarda karşılaştığı fiyat artışları, geçim zorluğu gibi bir çok sorunun var olduğunu da özellikle belirtmek gereklidir.


Her ne ise; burada ve bütün yazılarımda, fiilen hayatın içinde olan biri olarak elbette sorunları en gerçekçi haliyle biliyor olmakla beraber, veri tabanında TÜİK datalarını kullanmak diğer sayısal değerlerle bütünlük sağlamaktadır. Bu nedenle burada da TÜİK datalarını kullandım.


Hane halkının karşılaştığı temel ekonomik sorunlar;


  1. Süreli olarak fiyat artışları dolayısıyla karşılaşılan geçim zorluğu

(Enflasyon ve ulusal paranın satın alma gücünün erimesi)


2. İşsizlik

(İstihdam hacminin daralması)


Bu temel sorunlarla birlikte var olan;


Dış ticaret dengesindeki -24,0%

İşsizlikteki (Geniş) 22,8%

Cari İşlemler dengesindeki -14,3%

Dolarizasyondaki 64,5%

Kredi/Mevduat oranındaki 92,4%


temel verileri de dikkate alındığında ortaya çıkan durum;


a.) İhracatın ithalatı karşılayamaması

b.) Bütçe açıkları

c.) Ulusal paradan ziyade diğer para birimlerine itibar edilmesi

d.) Piyasaların adeta sırf kredi ile dönüyor durumda işlemesi, borçlanma


ve benzeri ekonomi problemlerinin beraberce ülke ekonomisinde egemen rol oynamaları şeklindedir.


Olabildiğince salt halleriyle özetlemeye çalıştığım bu durumun tabii olarak sözel ifadelerle belirtilen sonuçları da vardır.


  1. Ekonomide “Güven” unsurunun önemli ve gerekli olduğu gerçekliği

  2. Ekonomi yönetiminde liyakat ve akademik yaklaşımların şart olduğu

  3. Uluslararası platformlarda yapılmasında yarar olan iş birliktelikleri

  4. Üst karar mekanizmalarının kurumsal ve bağımsız çalışmalarının lüzumu


Bunlar ekonomide, hayatın yaşanılan realiteleri.


Şimdi tekrar günlük yaşantıda hane halkının temel sorunu olan geçim sıkıntısına dönelim.


Enflasyon…


İnsanlar soruyorlar;


Bu fiyatlar ne zaman düşecek?

Dolar kuru 18 TL’den 13 TL’ye indi, ama fiyatlar halâ inmediği gibi zamlanıyor da…


Enerji (Özellikle elektrik ve doğal gaz) fiyatlarında yapılan yüksek oranlı zamlar geri

alınacak mı?

Benzin, motorin ve LPG zamları ne zaman duracak?

Çalışanların ve emeklilerin ücretleri hayat pahalılığı ile mücadelede yeterli olacak

mı?

Borçlanma sorunlarında ne gibi çözümleyici önlemler getirilecek?

vb…


Karşı karşıya olduğumuz enflasyon bir arz enflasyonu (Maliyet enflasyonu) ki piyasalarda ürün ve hizmetlere talep var…


Ancak;


Maliyetlerin yüksek olması

Satın alma gücünün düşük olması


nedenleri ile ürün ve hizmet arzı talebin altında. Yani ekonominin en temel kurallarından arz-talep dengesi bozulmuş durumda ve;


Talep > Arz (D>S)


Bu durumda elbette fiyatlar zamlanacak ve denge oluşuncaya kadar da fiyat artışları devam edecek demektir.


Yani;


P2 >P1 durumu…


Bu arada, hep belirtildiği gibi,


Eğer;


Yİ-ÜFE > TÜFE


ise;


Üreticiler maliyetlerinin yüksek olmasından kaynaklanan fiyat artışlarını tüketicilere

mutlaka yansıtacaklardır. Bunun ekonomide kaçarı olmaz. İşte sürekli olarak dikkat

çektiğim ÜFE-TÜFE makasındaki açılma bu sonucu doğurmaktadır.


Ayrıca;


Yüksek enflasyon baskısı altında fiyat artışlarının, artış hızıyla geri dönüşünün

olmayacağını, bunun mutlaka zaman alacağını ve aynı fiyat mertebesine tam

dönüşün ekonomide pek rastlanabilir olmadığını hatırlayalım.


Yine benzer şekilde maliyet artışlarında yüksek derecede rolü olan;


Petrol fiyatlarındaki artışlar (ki brent petrol son zamanların en üst fiyat

seviyelerinde)

Global ekonomilerdeki enerji fiyatı politikaları

Global ekonomilerdeki enflasyon varlığı ve faiz politikaları


gibi ana girdi maliyetlerindeki artışlar dolayısıyla fiyatlar, şartlar bu şekilde devam ettikçe düşmeyecek, hattâ artışlara devam edeceklerdir. Son 45 gündür 3 haneli enflasyon telaffuzuna başlayacağımızı ifade eden söylemlerimiz (%115) buna dayanmaktadır.


Satıcılar bu durumda ne yapabilir?


Belki kâr marjlarını düşürerek ciro artışı sağlayabilmek amacıyla tüketiciye olan

nihai fiyatlarını düşürmeye, en azından artırmamaya gidebilirler ki zaten bu aşama

çoktan geçilmiştir.


Serbest piyasa ekonomilerinde devletin bu zamlanan fiyat farklarını sübvanse etmesi gibi bir opsiyon da bulunmamaktadır. Yani Yİ-ÜFE ile TÜFE makası gerçeği nihai fiyatlara yansımaya devam edecektir.


Paranın satın alma gücüne artış yönünde bir gelişim yapılması, şarta bağlıdır.


Ulusal para biriminin değerli olması;


İhracatın artırılması, İhracat fazlasının olması

Turizm gelirlerinin artırılması

Yabancı yatırımların artırılması


Faiz politikalarının tekrar gözden geçirilmesi;


Global ekonomilerdeki faiz politikalarıyla uyumlu platformlarda faiz oluşumu

TCMB PF oranlarının iç piyasalardaki enflasyonla uyumlu oluşturulması

İç piyasalarda borçlanma dinamiklerinin tekrar revize edilmesi gerekliliği


İşte bu süreçte de;


CDS Primi ki ( ~545’lerde) son derece yüksek risk ifade ediyor,

Fiyat artış oranı > Ücret artış oranı

Maliyet > Fiyat


karşılaşılan ana zorlukları oluşturmaktadır.


Tabii bu durumda üretim artışı önerisi boş ve olanaklı değil.


Yani;


Enflasyon Hiperenflasyon Stagflasyon…


Yüksek enflasyon altında durgunluk.


Durumumuz budur.


Ekonomiyi siyasetten soyutlayarak kurgulamak olanaklı değildir. Çünkü zaten ekonomi; esasen ekonomi-politik olarak çalışıldığında da görünen budur.


Ekonomistler, iktisatçılar iktisat disiplininin akademik nitelikli bilinenleri doğrultusunda çözüm önerebilirler. Çözümü bulabilmek, çözümden yararlanabilmek, ancak gerçekleri görmek ve gerçekleri kabullenmek ile başlar. Uygulamalı çözümler ise, demokratik atmosferde, iktidarın ve muhalefetin önerileri doğrultusunda, yüksek nitelikli üst yöneticilerle getirilebilinir.


Bu bazen bir yeniden yapılanmayı, bazen yeni yapılanmayı gerektirebilir. Mutlaka ve mutlaka demokrasi içinde ekonomi-politik sonuç getirebilecek kadar önemli bir disiplindir.


Hasan R. ARDIÇ

İstanbul, Şubat’22, 7




___________________________________________________________________________________________

Sayısal değerlerde, her zaman müteşekkir olduğum, değerli Dr. Mahfi Eğilmez’in göstergeler tablosundan yararlandım.






325 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Artık ülkemizde yaşayan herkes biliyor ki; 17 Mart 2022 Perşembe günü TCMB, PPK toplantısı kararlarını saat 14:00’te açıklayacak. Bu kararlar içinde de en fazla ilgi çekeni tabii ki politika faiz oran

CDS Credit Default Swap Türkiye’nin CDS primi bugün 700’ler mertebesine kadar çıkış yaptı, 5 yıllık Türkiye CDS primi de 677 düzeyinde. Bu değerler çok yüksek değerler. CDS Primi 300’lere kadar bir de