Ara
  • Hasan Ardic

Ekonomi Notları (Ağustos’21 ilk haftası itibariyle)



Ülkemizde 9 gündür devam eden yangınlar bu derece hepimizi üzmekteyken, açıkçası canımız yanarken, ekonomiden bahsetmek size belki pek anlamlı gelmeyebilir.


Ama, er ya da geç, bu yangınları söndüreceğiz. Kayıplarımız maalesef kayıplar olarak kalplerimizde, anılarımızda yerlerini alacaklar.


Sonra birden, günlük hayatın olağan akışı içinde bulacağız kendimizi. İşte o zaman tekrar başlayacağız aşağıdaki konuları konuşmaya.


  • Yangınların manevi ve maddi kayıpları, yıkılan ekosistem, ölen canlar, yok olan ağaçlar,

  • Yaz sezonundaki kontrolsüz rehavet neticesinde hızlı artış gösteren CoVid vakaları, can kayıpları, kapanmalar,

  • Ekonominin yeni verileri ve sonuçları, hayatın içindeki reel ekonomi…


Bu her biri bir diğerinden önemli konuların tamamının ekonomi ile doğrudan ilgisi var ve bu ilgi çok net. Bunu deneyimledik.


İşte yazımın konusu da bu zaten…


Ancak bu defa, belki bir defalık, yazımı hazırlarken; ekonomistleri, hattâ İktisat 1.ci sınıf öğrencilerini bile bu yazının okur kitlesi olarak hedeflememeye çalışıyorum. Ekonomistler hariç, herkes için, anlaşılabilir ekonomi yani…


FED, Başkanı Jerome Powell, 2021 yılında işsizliği azaltacak, istihdam hacmini artıracak önlemler alacaklarını, enflasyonun da kontrollü olarak bir miktar artmasına izin vereceklerini açıklamıştı. ABD Hazine Bakanı Janet Yellen da, FED önlemlerini destekleyerek sıkı para politikası kurallarını işleteceklerini, güçlü bir ABD Doları olmasını istediklerini açıkladı.


İlk kez ABD enflasyonu %5,4 mertebelerine çıktığında tüm piyasalarda, borsalarda heyecanlı bir döneme girildiği netleşti.


Bu arada Çin’deki enflasyon artışı, Almanya’daki yükselen enflasyon, ECB Avrupa Merkez Bankasını derhal enflasyonist baskıya ve olası durgunluk senaryolarına döndü,rdü. Bir taraftan ECB Başkanı Christine Lagarde, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Okyanusun diğer yakasında da IMF Başkanı Kristalina Georgieva sürekli toplantılar yaparak enflasyon konusunu en ciddi biçimde irdelediler.


Bu bağlamda Türkiye’de, iktidar tarafından yapılan açıklamalar, TCMB Başkanlarının kısa vadede sık biçimde değiştirilmesi, politika faizine müdahaleler, TCMB rezervlerinin erimesi, TL’nin diğer para birimleri karşısında değer kayıplarına uğraması, enflasyon artışının hızlanması ekonomide zor dönemi körükledi…


“Enflasyon; fiyat artışlarının sürekli olması” şeklinde basitçe tanımlanır. Karşı karşıya olduğumuz enflasyon bir maliyet enflasyonudur. Arz enflasyonu da diyebiliriz.


Bunun en önemli kanıtı, ÜFE ile TÜFE arasındaki makasın ÜFE adına yüksek olmasıdır. Maalesef bu fark da giderek artmakta, makas açılmaktadır.


Yani bu durumda; üreticiler yüksek maliyetlerde ürettikleri ürünleri tüketicilere maliyetin altında bir fiyatla satmaktadırlar. Bu tabii ki olacak şey değildir. Ama, an itibariyle TÜİK Enflasyon verileri bunu böyle ifade etmektedir.


Devletin resmi kurumu olan TÜİK verilerinin dışında akademisyenlerden oluşan kurumlar, daha geniş akademik çalışmalar yaptıklarında enflasyon verileri daha yüksek olarak ortaya çıkmaktadır. Çok daha gerçekçi sonuçlar alınmaktadır.

Burada ikili bir fark belirmektedir;


Devlet kurumu (TÜİK) ile özel, akademik kurumlar enflasyon değerleri arasındaki ciddi farklılıklar


Enflasyon oranlarına ilişkin verilerle de reel hayatta, çarşı-pazar enflasyonu dediğimiz değerler arasındaki farklılıklar.


Kişisel öngörüm; geçenlerde de ifade etmiş olduğum gibi, yıl sonundaki reel enflasyon oranı, mevsim etkilerinden arındırılmış olmak kaydıyla %50’den aşağı olamayacaktır.


Neden?


Gıda enflasyon oranı ülkemizde yüksek seyir halindedir. Her yıl, özellikle yaz aylarında bilhassa gıda ürünlerindeki bolluk, arz-talep dengesinde bir fiyat ucuzluğu getirirdi ve bu da yıllık ortalama enflasyonun daha düşük seyretmesini sağlardı.

Bu yıl böyle bir durum yok, esasen geçen yıl da yoktu…


Enflasyon - Politika Faizi arasındaki ilişkide, faizlerin enflasyon oranının üzerinde olması gerektiğinden politika faizlerine, yani TCMB PPK kararlarına müdahale etmemek ve piyasalarda faizlerin serbest ekonomi koşullarında belirlenmesine olanak tanınması, ekonomiyi bir ölçüde rahatlatacaktır.


Bu durum da kur politikalarında, tamamen buna bağlı olmasa da, TL’nin $ ve € başta olmak üzere diğer para birimleri karşısında bu derece yüksek değer kayıplarına uğramaması anlamına gelecektir.


Olabildiğince net olarak anlatmaya çalıştım. Anlatabildim mi, bilemiyorum.


Ama özetle;


  • Gıda enflasyonu yüksekse, yıllık enflasyon da yüksek olacaktır.

  • Enflasyon yükseldikçe, istihdam hacmi azalır; yani işsizlik artar.

  • Enflasyon - Faiz ilişkisinde yükselen enflasyon faizlerin artırılmasını gerektirir. Yükselen faizler, enflasyonu yükseltmez.

  • TCMB kararlarında, siyasi baskılardan ari tutulmalıdır.

  • Kur politikalarında söz sahibi olabilmek için; ihracat gelirlerinin, turizm gelirlerinin istikrarlı şekilde var olması, yabancı yatırımların (Sınai ve ticari) mevcudiyetinde istikrar olması şarttır.

  • İhracatın, ithalatı karşılama oranı ihracat lehine olduğunda, dış ticaret açığı olmayacaktır.

  • Cari açık, bütçe açığının olmaması gerekli ve önemlidir.


Böyle bakınca; olması gerekenle olan arasındaki fark, işi yönetenlerde aranması öncelikli gerekli olan liyakat gündeme gelir. Özetle ekonominin yönetimi kimler tarafından yapılmalıdır?


Bana göre konusunda deneyimli, eğitimli, uluslararası platformlardaki çalışmaları takip eden, liyakat sahibi ekiplerce ekonomi yönetildiğinde, karşılaşılması olası hata marjı çok daha düşük olacaktır.


Bu, neticede siyasal bir tercih noktasına kadar gelir. Bu kişiseldir, benim burada, bu konuda hiçbir önyargım, olmadığı gibi, ekonomi dışı konulara girmek gibi bir niyetim de yoktur.


Bana göre X Partisi, size göre Y Partisi daha uygun gelebilir. Ya da ittifaklar, koalisyonlar… Bunu da seçimler belirleyecektir.


Artık erken seçim mi olur, zamanında seçim mi olur onu bilemem. Ayrıca seçim sonucu tek parti iktidarı mı, yoksa koalisyon yönetimi mi tercih edilir bunu da bilemem. Seçmen kararını ne şekilde belirlerse sonuç da o doğrultuda olacaktır.


Elbette tartışılan konular çok daha çeşitli konulardır. Yangın söndürme uçakları, imar yasası, pandemi ile mücadele, CoVid aşıları, vb…


Hepsi tartışılabilir, tartışılması ve geniş bir spektrumda değerlendirilmesi elbette çok doğrudur. Ama, ekonomi, sağlığı takip eden en önemli konudur.


2 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Şöyle bir, duruma bakalım...

Son birkaç aydır hayatın içinde bizde değişen bir şey yok gibi… CoVid-19’ dan başlayalım… CoVid-19, CoVid-21 (!) oldu… Bu gidişle devam da edecek… Temmuz ayında belirtildiği gibi, vaka ve kayıp sayıla