Ara
  • Hasan Ardic

Ekonomi Notları (Haz'21,21)


Ekonomi Notları

(Haz’21, son hafta)



Güncel ekonomi ile ilgili okunur nitelikte, içi boş olmayan yazı yazmak bugünlerde biraz zorlaştı. Yani yazmış olmak için yazmak hariç şimdilik yazılması gereken her şey yazılmış durumda.


Bu yazım da bu nedenle sadece bir hatırlatma ve genel yaklaşım niteliğinde kabul edilmeli.


Özetle yeni bir şey yok.


Ama, burası Türkiye, her an herhangi bir şey olabilir; yeni bir atama, bir kararname, yeni bir ekonomik önlem paketi vb gibi.


An itibariyle ulusal para birimimiz TL, muhtemelen tarihinin en düşük değer düzeyinde; ABD Doları, Euro ve diğer kur pariteleri de en yüksek seviyede.


ABD $ / TL 8,7804

Euro € / TL 10,4494

Kaynak: Bloomberg HT, 21.6.2021


Bu kurlarla, ihracat yapmak amacıyla hammadde ve girdi ithal etmek ciddi bir maliyete ve hattâ kur artışı riskine katlanmak demek. Bu dönemlerde hammadde gelene kadar işleyen kur artışları ve bunun riski ekstra maliyet oluşturur.


Dış ticaret açığının azalması, ekonomik bir başarının ürünü değildir. Aksine azalan ve yapılmayan (çok daha az yapılan) ithalatın neden olduğu bir azalma olarak değerlendirilmektedir.


Bu tür ağır maliyet koşulları altında yapılan üretimin özellikle dış pazarlarda rekabet şansı yok gibidir. Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksinin aylık artış oranı % 4,69 dur.


Özetle bu koşullarda, bu kur artışının devamlılığında, MB rezervlerinin negatif durumu da dikkate alındığında rekabet platformunda olabilmek olanaksız gibidir.


Enflasyona bakıldığında görülen;


TÜFE % 16,59 (Mayıs sonu itibariyle)

ÜFE % 38,33 (Mayıs sonu itibariyle)

Kaynak: TÜİK


Reel sektör ve çarşı-pazar enflasyonuna bakıldığında TÜFE ve ÜFE oranlarının gerçekte çok daha yüksek olduğu biliniyor ve bu günlük hayatta net olarak yaşanıyor.


TCMB Politika Faiz Oranı %19. Son birkaç PPK toplantısında sabit tutularak çalışılıyor. Teorik olarak TÜİK tarafından yayınlanan enflasyonun üzerinde olsa da gerçek hayattaki karşılık bu değil.


Bu durumda bankaların nakit stoklaması, mevduat toplayabilmesi, bu fonları yatırımcılara transfer edebilmesi neredeyse imkân dışı. Bireysel mevduatlar, nakit yatırımları ABD $ başta olmak üzere dövizde bekletiliyor.


Politika faizini artırmakla kurlara müdahale edilebilir mi?


Bir derece kurlar üzerinde etkili olabilir ama, asla sadece faiz artırmakla kur düşürülemez, ulusal para biriminin değeri artırılamaz.


Ulusal para biriminin diğer ulusların para birimlerine karşı değerli olması;


Turizm Gelirleri,

İhracat Gelirleri,

Yabancı Yatırımların Ülkeye Gelmeleriyle

mümkündür.


Güven, ekonomideki en önemli unsur olma konumunda. Güven erozyonu ulusal ekonomilerin en önemli unsurudur. Bir süredir maalesef ulusal ekonomimizde yaşanan bir güvensizlik etkeni vardır ve bu maalesef gerçektir. Kaybedilen güvenin yeniden kazanımı çok zor, belki çok uzun vadeli çabaları gerektirir.


Güven yoksa, bırakalım yabancıyı, yerli yatırımcıların bile çok çekingen oldukları ve süresiz bir bekleme sürecine girdiklerini hep birlikte görmekteyiz.


Tekrar yurt içi enflasyon ve işsizlik konularına dönüldüğünde görülen;


TÜFE - ÜFE makasının çok açıldığı,

Var olan enflasyonun maliyet enflasyonu olduğu

son derece barizdir.


Durum böyleyken, ulusal ve uluslararası siyaset konularını yakından takip ediyorum. Bilhassa ulusal siyasette, giderek artırılan bir tansiyonda muhalefetin erken seçim çağrısı ve mukabilinde iktidarın da erken seçime olumlu bakmaması, yani olağan akışın devamı gözlemleniyor.


Bu ekonomik koşullarda, mevcut ekonomik durumun üzerine bir de erken seçim platformunun yerleştirilmesi, siyasal şartları rahatlatabilir olsa da ekonomik koşulları zorlayacaktır.


İşsizlik tabii ki en önemli yaşamsal sorun. Enflasyonun yüksek olması, maliyetlerin artmasının sürekliliği, istihdam hacminin daralması vb yaşamsal ekonomik gerçekler, sonuçta önce açlık tehlikesini gündeme getiriyor. Nitekim asgari ücret ve yoksulluk alt sınırı bu realiteyi ölçümlendiren bir ilişki olarak ortada.


Tüm dünyada var olan Covid-19 Pandemisi de bütün global ekonomilerde son derece ciddi sorunların oluşmalarına katkıda bulunmuş, makro ekonomilerdeki kötüye gidişi hızlandırmıştır.


Buna, ABD başkanlık seçimlerini, FED’ in politika faizini değiştirmeden %0 - %0,25 bandında sabitlemesi, ABD enflasyon oranının beklenenin üzerinde ve yıllardır çıkmadığı düzeye %4,2 mertebesine çıkması, Çin ve Almanya’da da enflasyonist artışların gerçekleşmesini eklersek, bütün global ekonomilerin çok zorlanmakta olduğu gerçeği kendiliğinden ortaya çıkacaktır.


2020 iyi bir yıl değildi, 2021 yılından da ümitli olmayı gerektirecek gelişmeler göremiyorum. Hattâ olabilecek, erken normalleşme sürecine girilmesi riskinden sonra olabileceklerden de endişeleniyorum.


Hasan R. ARDIÇ

İstanbul, Haziran’21, 21


11 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Şöyle bir, duruma bakalım...

Son birkaç aydır hayatın içinde bizde değişen bir şey yok gibi… CoVid-19’ dan başlayalım… CoVid-19, CoVid-21 (!) oldu… Bu gidişle devam da edecek… Temmuz ayında belirtildiği gibi, vaka ve kayıp sayıla