Ara
  • Hasan Ardic

Ekonomiye ilişkin notlar...




Ekonomi, sadece finansmandan ibaret değil, ama tabii ki finansman, ekonomi içinde yer alan çok önemli bir konu…
Ekonomi, sadece faizlerden de ibaret değil, ama tabii ki faizler ekonomi içinde yer alan diğer bir, çok önemli konu…
Bu tür cümleleri çoğaltmak olanaklı; enflasyon, cari açık, istihdam, işsizlik, kurlar, ihracat, dış ticaret açığı, vb…
Ama ekonomiyi daha geniş bir spektrum içinde, son derece salt, basit bir çerçevede artık biraz kendi gerçek yorumlamasıyla ele alalım.
Bunu bugünlerde; belki biraz CoVid-19 salgını, belki biraz küresel ekonomilerdeki durgunlukların olması, belki biraz gündemin hızlı ve yoğun akışı ve belki daha başka nedenlerle, ya da tamamının bir arada karşımızda bulunmasından dolayı ihmâl ettik gibi geliyor…
Hayatın olağan akışı içinde kurlara, faizlere vb hususlara bu derece takılıp, diğer esaslı ekonomi konularını ihmâl etmemek lâzım…
Örneğin enflasyonu irdeleyecek olursak, faiz artırımı ya da faizlerin düşürülmesi bunu tek başına sağlayabilir mi ? Bu durumda TL’nin değeri diğer paritelerde ne olur?
Yakın dönemde bunun nasıl olduğunu, aslında olmadığını deneyerek gördük. Oysa denemeyi gerektirmeden çözümleyebilecek ekonomi bilgisi vardı…
İlk gereksinim duyulan, olması gereken, olmazsa olmaz esaslardan biri, ilki; güven…
Güven, zor kazanılan, zaman içinde oluşturulan, kolay kaybedebilinen, kaybedildikten sonra da en azından eski halini alamayan bir unsur…
Güven derken çok geniş kapsamlı bir olgudan bahsediyoruz. Ekonomide güven, siyasette güven, finansmanda güven, hukukta güven, vaatlerde güven…
Bu birinci en gereklimiz…
Peki, kurumsal yaklaşım-bakış-kurallar…
Evet, çok önemli. Makro Ekonomide ya da siyasette veya trafikte, yaşamın tam ortasında devletin tüm konulara demokrasi anlayışı içinde, kurumsal olarak yaklaşması, kuralları kurumsallaşmış tarzda uygulaması, kişiye göre değil yasalara göre belirlenmiş olanları yerine getirmesi…
Az mı önemli? Değil tabii…
Bu noktada hukuk ve adaletin olmasına geldik ama zaten konu o derece önemli ki kendiliğinden bahse konu oluyor… Evet, hukuk ve adalet.
Hani hep beklenen ve bir türlü, uzun vade için istikrarla gelmeyen yabancı yatırımlar var ya işte o, bunlar olmadan gelmiyor. Kısa vadede spekülatif kâr amaçlı yabancı para, yatırım değil, yabancı para geliyor. Kurlardaki volatilite ve faizlerle kısa sürede yüksek kâr amaçlı alım/satımlarla ekonomiye giriyor ve zamanı gelince ekonomiden çıkıyor.
Kalıcı yatırım değil, kısa vadeli ve sadece spekülatif kâr için…
Sonuç olarak ekonomi; üretim yapmak, ulusal ve uluslararası yatırımları bünyesinde uzun vadede barındırmak, dış ticaret yaparak uluslararası pazarlarda varlığını sürdürmek, iç pazarda istihdam hacmi yaratmak, bunlarda edinimlerini yerine getirerek sürdürülebilirliği sağlayarak bu devinimi devam ettirmek için kullanılmalıdır.
Yoksa sadece enflasyonu hedef alarak, kur ve faiz politikalarıyla kısa ve orta vadede kazanç elde etmek değildir elbette…
Üretim yapmak, üretileni hakça paylaşmak, uluslararası pazarlarda yapılan üretimin tercih edilirliğini sağlamak, sosyal haklar çerçevesinde istihdam hacmi yaratmak, ücretlendirmek, ekonominin sadece birkaç altın kuralıdır ve tabii ki daha onlarcası vardır…
Üretim olmadan, uluslararası pazarlarda var olmayan ekonomi ile dışa bağımlı politikalarla yönetilen makro ekonomi, sinüs eğrisi gibi iniş-çıkışlarla devam edebildiği kadar gider ki, bir süre sonra oluşan ekonomik sorunların çözülemez hâle gelmesi ile yeni ve daha keskin sonuçlara açık yapısal problemler daha da ağırlaşır…
Bu nedenle ekonomiyi reel anlamda doğru kullanmakta yarar, hattâ mecburiyet var…
Önümüzdeki hafta Perşembe günü, TCMB PPK Toplantısı neticeleri doğrultusunda politika faizinin ne olacağı açıklanacak, piyasalarda beklenti 100-150 baz puan artış olacağı yönünde.
Yeni açıklanan OVP, piyasalarda fiyatlanmadı, piyasalar OVP’yi satın almadı. TL, başta $ ve € olmak üzere diğer kurlar karşısında değer kaybına uğramaya devam etti.
Enflasyonist baskı, emtia fiyatlarındaki artışlar, ABD on yıllık tahvil faizlerindeki artışın FED Başkanı Jerome Powell tarafından açıklanması sonrası beklenen diğer olumlu adımların atılmaması ABD Dolarının kuvvetlenmesine yaradı. Maliye Bakanı Janet Yellen de zaten kuvvetli bir Dolar için politikalarını uygulamaya başladı.
Burada en dikkat çeken felâket habercisi diyelim; Brent Petrol fiyatlarının 70$ mertebesinde işlem görmesi… Petrol ihraç eden OPEC üyesi ülkeler petrol üretimini kısmakla bu artışı bir miktar daha körüklediler…
Küresel ekonomilerin tamamında CoVid-19 pandemisinin varlığı ve etkisi de malum; halen devam etmekte… AB, yeni aşılara onay vermeye devamla, onaylanan aşı türünü bu hafta içinde dörde çıkarttı.
Özetle şimdilik her şey yolunda gidiyor diyemeyeceğimiz bir haftayı daha geride bırakıyoruz.
Önümüzdeki haftanın daha olumlu gelişmelere ortam olmasını dilerim.

11 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör