Ara
  • Hasan Ardic

Evde kalmak...


Biraz daha alıştık (mı?)



Emin olun CoVid-19 ile doğrudan ilgili bir yazı yazmayı plânlamıyorum. Ancak bu günlerde konu ne olursa olsun bir yerde CoVid-19’a bağlanıyor. Doğrudan yazmadım ama yine de CoVid-19 ile ilgili.


Aslında amaçlarımdan biri; her hafta, perakende piyasalarda neler olduğunu yazmak, karşılaştırmalar yapmak, perakende dünyasının yerli ve yabancı piyasalardaki önemli gelişmelerini tartışmaya açmak, bilgi vermekti…


Tüm dünyada perakende piyasalar devinimsiz olunca, dikkat ediyorum hepimiz günlük konulara ağırlık veren yazılar yazmak durumuna geldik. Tabii bu da bir şey, ama ana amaç bu değildi…


Herneyse…


İstanbul’da olduğum için şehrin bir bölümünü canlı olarak gözlemleyebiliyorum, kalanı herkes gibi benim için de TV kanalları; ulusal kanallar, yabancı kanallar, artık ne varsa…


Dostlarımla her zaman görüntülü konuşuyoruz, arkadaşlarım ve iş arkadaşlarımızla da tempolu bir temaslar bütünü içindeyiz. Ortak olarak birleştiğimiz durum şöyle…


Evden çıkmadan yaşamını idame ettirebilenler, kesinlikle evdeler. Evde kalabilenler diyelim, yani bir miktar şanslılar da diyebiliriz, yeni bir hayat tarzına alıştılar… Bu iyi mi? Bilmiyorum ama, her duruma adapte olabilmek bence hayatta başarılı olmanın ilkelerinden… Sizce de öyle değil mi?


Son zamanlarda okuyamadığım kadar kitap okuyorum diyenler çoğunlukta. Aynı şekilde herkes artık evdeki fotoğraflarını albümlerinde tekrar gözden geçirdi ve yerleşimler tamamlandı. Bulaşık makinasına ve bulaşık makinasından yerleşimler, doldur-boşaltlar artık bizlerin görevleri arasına girdi. Esasen ev içinde de paylaşım yapılmalı. Bulaşık makinasına FIFO (First in first out - İlk giren ilk çıkar) falan işlemiyor, sadece dikkat gerekli; hani kaş yapmaya çalışırken göz çıkarmamalı…

Yıllardır, lütfen benzetmemi hoşgörün, eve tavşan gibi karanlıkta giren ve karanlıkta çıkan, yoğun çalışan biri olarak evi tanımak, evde işlerin nasıl döndüğünü anlamak da güzel…


Herşeyden önce, bu yavaşlatılmış tempoya girerken zamanın hiç geçmeyeceğini tahmin ediyorduk hepimiz.


Hayır…


Hiç öyle değil…


Zaman öyle hızlı geçiyor ki, bir çok yapmayı istediğiniz, plânladığınız ertesi güne kalıyor…


Büyük iş insanı rahmetli Vehbi Koç beyefendiden öğrendiğimiz, ama yaşımız itibarıyla zamanında yapamadığımız, on beş veya otuz dakikalık öğle istirahatlerinin hem ne olduğunu, hem de değerini anlama olanağını bulduk. Memnunuz…


Telâş yok, acele yok, şehir trafiği yok, stres yok, bir yerden diğer bir yere giderken gecikme endişesi hiç yok…


Kişisel harcamalarda önemli bir tasarruf var. Harcamalar azaldı. Örneğin kişisel aracınıza yakıt almıyorsunuz, bakıma göndermiyorsunuz. Hernekadar smart casual giyim son yıllarda kabul görse de, dahasını isteyenlere ceket giyme gereği yok, hâttâ gerekmedikçe gömlek de öyle. Evde, T-Shirt ve Blue Jean yeterli oluyor.


Hayat biraz düzenden çıkarken biraz da düzene giriyor. Sabah yeşil alanda koşamıyorsunuz ama her sabah düzenli kahvaltı edecek zamanınız da oluyor. Az bir şey mi? Son bir yıl içinde her gün, ama her gün sabah kahvaltısı yaptım. Bu çalışırken olamıyordu, hafta sonu (Pazar) hariç…


CoVid-19’dan dolayı evde kalmaktan memnunmuşum gibi algılanmasın sakın…


Ama bir de olumlu taraftan bakmaya çalışıyorum sadece…


Yoksa, iktisat eğitimi almış biri olarak, imkânı olmayanlara yardım için, devlete para basmasını önerecek kadar, okuduklarımızı adetâ yadsıyacak kadar, olumlu değil herşey…


Ama yaşam olarak, bu yeni ve geçici duruma adapte olmak, olabildiğince olumlu bakmak bence daha doğru… Aksi mutsuz eder. Şartlar buysa, o zaman yapılacak iş, yeni koşullara gerektiği kadar uyum sağlamak, konuya olumlu tarafından da bakmaya çalışmak bence en uygunu…


Böylece gün içinde zaten yaşam koşullarımız kısıtlı ve belirli kurallara bağlı, herkes her yerde CoVid-19 salgınının çeşitli verilerini defalarca anlatıyor, o zaman sadece CoVid-19’a odaklanmak yerine değişik konularla ilgilenerek kendimizi hem oyalayabiliriz, hem zamanı daha iyi değerlendirebiliriz, hâttâ belki CoVid paranoyası olmaktan da koruyabiliriz.


www.perakendedebuhafta.com sitemde, LinkedIn’de, @HasanArdic7 tweeter hesaplarımda eğitimim ve ana mesleğim olan ekonomist olmamın gereği ekonomi yazılarımı, bu arada değişik başkaca yazılarımı, belki küçük hikâyelerden oluşan yazılarımı, zaman zaman kendi yaptığım tuval üzerine yağlı boya resimlerimi yayınlamamın amacı da evde kaldığımız bu süreyi doğru, güzel ve olumlu değerlendirmek, paylaşmak adınadır. Yoksa yaptığım resimleri satmak değil, hepsini kendi koleksiyonum olarak saklıyorum. Ama bunları teker teker yayınlamadan önce sizler için seçiyorum, üzerinde düşünüyorum vs… İşte bu da bana hem keyifli geliyor, hem de faydalı bir iş yaptığım hissi veriyor.


Aslında gençlerin deyişiyle aldığım tıklanma (Görüntüleme) sayıları, görüntüleyenlerin çalıştıkları şirketlerin isimleri, görüntüleyenlerin pozisyonları ve lokasyonları, dünyanın dört bir köşesinden tıklamaları, beni gerçekten çok, ama çok mutlu ediyor…


Bu yazının sonuna gelirken; başa, yazının başlığına dönelim…


Bu yeni şartlara biraz daha alışıyor muyuz?


Galiba biraz evet…


Şimdilik...


32 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör