Ara
  • Hasan Ardic

Güven...

Ekonomi Notları - Nisan 5


Ekonomiye ilişkin güncel analizler, yorumlar, makaleler son bir haftanın gelişmeleri uzmanlar, ekonomistler ve akademisyenler tarafından yazıldı.


Ben de bu yazımda bir özet, bir derleme yapmanın daha uygun olacağını düşünüyorum.


Ekonomi ile ilgili konularda ciddi, önemli bir güven sorunu yaşıyoruz, hem de iki yönlü bu sorun…


1- Yabancı yatırımcıların, finans kurum ve kuruluşlarının, özetle yurt dışı kaynaklı birimlerin, ülkemiz ekonomisine güven konusunda olağanüstü bir dikkatle ve tedbirle yaklaştıkları malumdur.


2- Yurt içinde, yerli kurum ve kuruluşların, bireylerin ve yine özetle yerli birimlerin, veriler konusundaki, iç ekonomik istikrar konusundaki güvensizlikleri de artık son derece açık ve net olarak bilinen bir gerçekliktir.


Bu durumda güven sağlamak ilk yapılması gereken olmuştur.


Shakespeare’in “Güven ruh gibidir, terk ettiği bedene asla geri dönmez.” sözü bugünlerde oldukça sık hatırlanır oldu.


Kolay kaybedilebilen güven, tekrar kazanılabilinir (mi?).


Örneğin TÜİK verileri ile piyasalardaki veriler arasında giderek açılan bir fark var. Bir şekilde TÜİK tarafından yayınlanan verileri kullanmak durumunda olsak da artık çarşı-pazar ya da piyasa verileri gerçeği ortada…


Her zaman ilgi ve beğeni ile izlediğim Prof. Dr. Veysel ULUSOY hocamızın liderlik ettiği ENAG, Enflasyon Araştırma Grubu çalışmalarında alınan veriler gerçek hayatı bire bir önümüze getiriyor.


Ekonometri ve istatistik okurken çok sık karşılaştığımız “Büyük Sayılar Kanunu” doğrultusunda yapılan çalışmalar doğruya en yakın sonuçları verir. Hata marjı tabii ki olur, ama bu (negligible) ihmâl edilebilir.


Prof. Ulusoy’un KRT TV’de Zafer ARAPKİRLİ’ ye verdiği röportajda izledim; 7,5 milyon birim üzerinden enflasyonu tahmin etmiyor, hesaplıyor ENAG. Bu hem takdir edilen hem de önemli olan bir metodolojik yaklaşım.


Şimdi, buradan hareketle TÜİK sayıları ile ENAG sayıları karşılaştırmasını sadece güven unsuru adına yapalım.


TÜİK, Mart 2021 enflasyon artışı aylık %1,8 ve aynı Mart ayına ilişkin ENAG enflasyon artışı %3,36.


Ciddi sayılacak bir fark, önemli bir makas açıklığı var.


Sadece enflasyonda mı?


Keşke…


Ama maalesef sadece enflasyonda değil…


Meselâ işsizlikte de benzer durum var…

Bu arada gerek enflasyon, gerekse işsizlik değerlerini halkımız, insanlarımız gerçek hayatta bire bir, her gün yaşıyorlar. Yani veriler ile reel hayattaki gerçekler çok farklı…


Güven?


Sıkıntılı…


Enflasyon - Kur - Faiz üçgeni gündemin en çok konuşulan önemli üçlüsü…


Bu üçlünün hepsine birlikte veya aynı zamanda ayrı ayrı müdahale edilerek ortaya bir çözüm koyabilmek ekonomi öğretisi kuralları içinde olanaklı değil…


Yapılabilir olanı ancak enflasyonda bir hedef belirlemek olabilir, tahmin değil. Bu TCMB’nın görevidir. TCMB tahminde bulunmaz, hedef koyar ve o hedefe ulaşılması için yapılması gerekenlerin oluşumu ve takibini yapar.


Kur belirleyebilmenin koşulları ise açık ve nettir;


a.) Yabancı yatırım girişi sürekli ve istikrarlı şekilde olursa,

b.) Döviz kazandırıcı turizm gelirleri sürekli ve istikrarlı ise,

c.) İhracat döviz girdileri sürekli ve istikrarlı ise

ülke para birimi kuru yabancı para birimleri ile aynı masada değerlendirilir.


Dış ticaret açığı, yabancı yatırımların olmaması, azalması, yabancıların piyasalardan çekilmeleri, cari açık, yüksek kur politikaları sadece politika faizi artırımıyla karşılanamamaktadır.


Üçgenin diğer köşesinde de faizler yer almaktadır. Politika faizi indirmek ya da artırmakla bu boyuttaki ekonomsal sorunların bu aşamadan sonra çözülebilir olması iktisaden hayaldir. Zaten enflasyon ile faiz arasındaki bağ ya kopma noktasındadır, ya da kopmuştur…


Bütün bu olgularda, elbette CoVid-19 salgınının da olduğu yadsınamaz küresel bir gerçekliktir.


Ama aslında; yabancı sermaye girişli, düşük kur, düşük enflasyon, düşük faizli kredi talepleri ve inşaat ağırlıklı yatırımların getirdiği kazançlar, rantlar sona ermektedir. Bundan böyle tahmin edilen; yabancıların çıkışı, yüksek faiz, yüksek enflasyon, yüksek kur politikaları altında düşük büyüme hızı olan bir makro ekonominin geçerliliği şeklindedir. Dr. Baki Demirel’in CoVid sonrası yeni normalimiz olarak bu konuyu sosyal medyada belirtmektedir.


Buradaki önemli konu başlığı; işin neresinden bakılırsa bakılsın Nisan 2021 enflasyon değerlerinin yüksek olacağı konusunda Sayın Hakan KARA hocam ile görüşlerimiz aynıdır.


Bu arada özellikle belirtmek istediğim bir diğer husus da ÜFE ile TÜFE arasındaki farkın, artık derhal işleme alındığı, yani; ÜFE değerlerinin derhal TÜFE değerlerine yansıtıldığı gerçeğidir ki bunu daha önce, hem de birkaç kez belirtmiştim.


Büyük bir ilgiyle yazılarını her zaman takip ettiğim, dikkatle okuduğum Dr. Mahfi EĞİLMEZ, bugün yine muhteşem bir özetle, güven sorunu ve bağlamında enflasyon başta olmak üzere gündemin ekonomi başlıklarını özetlemiş.


Yukarıdaki paragrafta bahsettiğim TÜFE - ÜFE makası, Mahfi EĞİLMEZ Hocamızın mutlaka okunması gereken “Kendime Yazılar” Blogunda gayet net olarak anlatılmıştır.


Özetle;


Mayıs başında açıklanacak olan, Nisan Enflasyonu beklentisi, aylık (Nisan) enflasyon oranının yüksek olacağı yönündedir.


Politika faizindeki 200 baz puanlık artışın doğru bir karar olduğu Nisan sonunda daha iyi anlaşılacaktır.


Görünüşe göre yüksek kur bir süre daha devam edecektir.


Devam ettiği müddetçe CoVid etkisi küresel ekonomilerde negatif olacaktır. İktisadi analizlerde, yorumlarda bu situation inhabituelle (force majeure) asla ihmâl edilmemelidir.



İstanbul Nisan 2021, 5


8 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Şöyle bir, duruma bakalım...

Son birkaç aydır hayatın içinde bizde değişen bir şey yok gibi… CoVid-19’ dan başlayalım… CoVid-19, CoVid-21 (!) oldu… Bu gidişle devam da edecek… Temmuz ayında belirtildiği gibi, vaka ve kayıp sayıla