Ara
  • Hasan Ardic

İş - siz - lik



Kısa Çalışma Ödeneği, bir şekilde bir çözümdü. Daha doğrusu geçici bir sınırlı destek idi. Ancak alınan kararlar çerçevesinde, son dakikada yeni bir uzatmaya gidilmezse, bu akşam itibariyle sona erecek ve yapılan açıklamalara göre de uzatılmayacak.


1 Mart’ta son bulacak ve maalesef kötü bir 1 Nisan şakası gibi yaklaşık bir milyon insanımızı doğrudan etkileyecek, işsiz bırakacak…


Bu tabii ki çok üzücü…


Türkiye’de nüfus çarpanı 4,2 dir. Bir milyon işsiz yaklaşık 4.200.000 kişinin geçiminin çok daha zor duruma düşmesi anlamına gelmekte ve insanı yürekten yaralamaktadır.


Virüs salgın koşulları, bütün insanlık için geçerlidir, evrende yaşayan her insan bir şekilde doğrudan ya da dolaylı olarak, ama mutlaka, CoVid-19 pandemisinden etkilenmektedir.


Gelişmiş ülkeler ve onlarla beraber gelişmekte olan ülkeler bir taraftan salgın ile tıbbi bakımdan mücadele ederlerken, diğer taraftan da salgının oluşturduğu zor ve giderek daha da zorlaşan ekonomik koşullarla savaşmaktadırlar.


Sadece ülkemde değil, bütün dünyada, devlet yardımlarıyla bu sıkıntılardan mükemmel bir şekilde kurtulmak tabii ki olanaklı değildir.


Ama destek de destektir ve hiç yoktan tabii ki iyidir.


Herkesin bildiği gibi bu tür büyük salgınlarla iki koldan mücadele edilir;


1- Sağlık

2- Ekonomi


Salgının başlangıcından bugüne kadar, sağlık açısından bihakkın bir mücadele yapıldı ve başarılı olundu mu diye sorulduğunda bunun yanıtı maalesef “Hayır” şeklinde olmaktadır.


Özetlersek, pandemiye ilişkin sayısal değerlerin açıklanması konusunda, sonradan da ortaya çıkarılmış olduğu gibi, uzun bir süre bilgilerin doğru olup olmadığı tartışıldı. Bunun yarattığı rehavet, salgının hızla artmasının önemli bir etkeni oldu.


Daha sonraları da erken gösterilen rehavet, elastikiyet ve gevşemeler pandemi artış hızını pekiştirdi. Yaz tatilleri, düğünler, cenazeler, hasta ziyaretleri, yasaklı günlerde dahi sokakların görüntüleri, lebalep dolu toplantılar, aşılamanın geç başlaması, aşılama uygulamalarının söylenen hızda yapılamaması ve benzeri diğer hususlar bu konuda herkese ciddi zararlar verdi.


CoVid-19, Bazılarımızın en yakınlarını, sağlık sektörü çalışanlarımızın bir kısmını ve benzeri şekilde her gün önce onlarca, sonra yüzlerce insanımızı kaybettirdi. Yayınlanan ve Turkuaz Tablo olarak tanımlanan bildirimde vefat edenler, sadece sayı olarak kolayca unutulabilir kayıplar değildir ve de olmamalıdır.


Ekonomi açısından bakıldığında durum benzer şekildedir.


Devlet, tabii ki vatandaşlarına yardımcı olmayı ister ve yardımcı olmakla da yükümlüdür ama bu pandemi sürecinde maalesef böyle gelişmemiştir…


Pandemi ile ilgili hastaneler açılması, özel bölümler kurulması, testlerin yapılması, aşı uygulamaları yapılmış olmakla beraber; bunlar yeterli olmuş mudur ve kısa çalışma ödeneği, işsizlik ödemeleri, işten çıkartma yasakları getirmek, kısmi nakit yardımlar yapmak insanlarımızın mağduriyetlerini karşılamış mıdır… Maalesef cevap; yine "Hayır" şeklindedir.


TÜİK tarafından açıklanan işsizlik sayıları, ki an itibariyle düştüğü belirtilmekte, hiç kimseye inandırıcı gelmemektedir. Çünkü değildir.


Hayatın en acımasız gerçeklerinden biri “İşsizlik” tir. Ülkemde, özellikle genç nüfustaki işsizlik son derece yüksek mertebelere çıkmıştır. Umutsuzluk, psikolojik bunalımlar ve hattâ intiharlar çok önemli ve bir o kadar da üzücü gerçeklerdir.


Göçmenlerin yasal olmayan biçimlerde, son derece düşük ücretlerle çalıştırılması, üretimin düşmesi, sanayide kapasite kullanım değerlerine bakıldığında görülen imalattaki durum, turizmin kısıtlanması, iş yerlerinin kapatılması, açık olması olanaklı bulunanların yarı kapasiteli çalışmalarının verimsizlikleri ve herkesin çok çok iyi bildiği, yaşadığı bütün bu zorlukların yanı sıra bir de 1 Nisan itibariyle işten yoğun çıkarmaların başlayacak olması çok üzücü ve bir o kadar da düşündürücüdür.


Batı’da ve özellikle ABD’de bu tür durumlarda genellikle karşılaşılan, sosyal patlamalar, ağır psikoloji altında işlenen suçlar, talan ve yağmalar şeklinde görülmektedir. Ülkemde durum çok daha farklıdır. Bizler yakınlarımıza ve yakınımızdakilere yardım eden, misafir severliği hoş bir gelenek olarak kabul etmiş olan insanlarız. İster gelenek densin, ister inanç ya da her ikisi birlikte, Türk insanı biçareye her daim yardımcı olmaya gayret eder.


Bu bakımdan ülkeme ve insanlarımıza elbette güveniyorum, ama bir an önce de çözümleri uygulamaya koymak şart.


12 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör