Ara
  • Hasan Ardic

Normale Dönüş...


Konuya Giriş



İhtiyar dünyamız yüzyıllardır birçok felâketle karşılaştı; savaşlar, depremler, yangınlar, çeşitli doğa olayları, bulaşıcı hastalıklar ve daha niceleri…


İnsanlar, tarih boyunca karşılaştıkları felâketlerle mücadele ettiler, kayıplar verdiler, çok acılar çektiler ama sonunda bir şekilde olağan yaşantılarına döndüler…


CoVid-19 salgını da bir gün, bir şekilde bitecek…


Öyle veya böyle bir şekilde bitecek…


Başına her türlü şey gelen bizim kuşak bile, bu derece etkili ve hızlı hareket edebilen bir virus salgını karşısında bocaladı, çaresiz kaldı…


Medyadan izleyebildiğim kadarıyla, şimdilerde, son bir haftadır iyimserlik rüzgarları esiyor. Yerli olsun yabancı olsun TV kanallarındaki haber sunumlarında yüzler biraz daha mütebessim…


Siyasiler de iyimser demeçler veriyorlar. CoVid-19’un sona ereceği ve normale dönüleceği tarih üzerinde bile öngörüler var ve sesli olarak da bu tahminler söylenebiliyor.


Artık ülkesine, konuşanın tarzına vs göre; Nisan ile beraber, Mayıs sonuna kadar sürse de Mayıs sonunda, bilemediniz Haziran ortasında normale dönülür, en geç Eylül diyenler de var tabii. Bir de temkinliler grubu var ki onlar 2020 yılını şimdiden sildiler…

Tabii ki bitsin istiyoruz, hem de hemen, bir can daha vermeden…


Ama bu bitiş ve normale dönüş nasıl olacak…


İşte bütün mesele bu…


Herkes, hepimiz;


  • Sağlığa kavuşmak istiyoruz…


  • Sterilizasyon uygulamalarından kurtulmak istiyoruz…


  • Açık havaya rahatça çıkmak ve bol bol oksijeni içimize çekmek istiyoruz..


  • Aileyle, dostlarla, arkadaşlarla sohbetler istiyoruz…


  • İşimizin başına dönmek istiyoruz…


  • Ekonomi düzelsin istiyoruz…


  • Artık CoVid-19 ile ilgili haber duymak, yazı okumak istemiyoruz…


Ama nasıl


ve


ne zaman olacak


ve


normale dönüşten anladığımız nedir?



Temel sorular şimdilik bunlar…


Bu noktada önemli bir endişem var, o da şu;


Eğer, tıp açısından olması gerekenden önce, normale dönüş mesajları ortalarda dolaşmaya başlarsa, karantinalar kaldırılırsa, kontroller ve testler yapılmaz olursa vb uygulamalar ortadan kaldırılırsa…


İşte o zaman gerçek daha da acı sonuçlar doğuracak bir felâkete dönüşür ki bunun geri dönüşü de ağır bedel, ki bu bedel insan hayatı kaybıdır, mukabilinde olur…


Korktuğum, endişelendiğim ve tedirgin olduğum budur...


Ama maalesef gördük ki çeşitli devletler CoVid-19’u farklı algıladılar, değişik reaksiyonları oldu, sonuçta da can kayıpları bedeli farklı farklı oldu…


Ama oldu…


Eğer yanlış bilmiyorsam sadece Güney Kore modeli başarılıydı…


Önce konunun tıp uzmanlarının, bilim kurullarındaki tıp doktorlarının görüşleri önemli…Yazımın tam bu noktasında bir cerrah arkadaşımla konuştuk. CoVid-19 çok önemli, çok.


Tüm dünyadaki virus ağırlığı toplamının 1 gr (yazıyla bir gram) dan az olduğu konusu bütün uluslararası tıp platformlarında yazılıyor ve konuşuluyormuş…


Bakar mısınız; tüm dünyanın global olarak başına belâ olan CoVid-19 toplam ağırlığı bir gramdan az...


Yarı canlı ya da cansız bir virus...


Nasıl sona ereceği, muhtemelen aşamalı bir geçiş süreci ile beraber normal yaşama tedbirli olarak dönmek benim mantığıma uygun geliyorsa da doktorların görüşleri en önemlisi.


Öncelik tıpta, ekonomi izleyen öncelik sırasında… Diğerleri de müteakiben…



Normale dönüş süreçleri



Okumanız için hazırladığım yazılarımı yazmadan önce, mutlaka konunun uzmanlarıyla konuşuyoruz, araştırıyorum, okuyorum ve özetlemeye çalışıyorum.


CoVid-19’dan normale dönüşte çok değişik görüşler, öngörüler, fikirler var. Her biri en az diğeri kadar mantıklı, üzerinde dikkatle durmaya değer klasta, önemli…


Örneğin bir görüş; lüks tüketimin artık eskisi kadar yüksek cirolarda olmayacağı, insanların her konuda gereken bazı dersleri aldığı şeklinde ortaya konuyor. Mantıklı da geliyor aslında. Belki ilk başlarda böyle olur da sonra kısıtlamalar, geçmiş unutulur, eski normale dönülür diye düşünüyorsunuz…


Öyle değil işte…


Çin’de hayat biraz rahatladığında, önlemler biraz gevşetildiğinde; Hermes’ in Çin’deki bir günlük cirosu USD 2.7 milyon.


Buyrun bakalım…


Daha ilk öngörüde bulunurken tahmin çöktü…


Peki şimdi konuyu biraz daha ekonomi açısından irdeleyelim. Aslında bunu son iki veya üç yazımda da yaptım, okuduysanız hatırlarsınız; hepsi son onbeş gün içinde çünkü…



Normal, hangi normal; eski normal mi, yeni normal mi?



Eski normal derken, CoVid-19 hayatımıza girmeden önceki dönemi, yeni normal derken de CoVid-19 deneyimimizden sonraki dönemi tanımlıyor.


Akademik anlamda daha ekonomiyi değerlendirmeye başlamadan diğer yan faktörler devreye giriyorlar. İlk faktör; tedirginlik… Diğerleri felsefî yaklaşımlar, hacimsel daralmalara daha fazla itibar etmek vb… Ancak bunlara biraz baktıktan sonra, işin ekonomisine sıra gelecek…


Bazı insanlar, ki bu kitle eski normalin tüketicileri idi, şöyle düşünüyorlar;


  • Ne kadar çok elbisem, ayakkabım, kravatım/eşarbım varmış…

  • Ne kadar sık tatile gidiyormuşum…

  • İkinci araba tamam da o üçüncüyü neden aldım ki?

  • Ya saatler, mücevherat…


Yeni normalde bu kitle sizce davranış biçimini yeniden nasıl şekillendirecek dersiniz.


Son derece tutumlu mu, yoksa zincirden boşanmışcasına alışveriş yaparak mı?


Bilemiyorum…


Peki doğa ilişkiler nasıl düzenlenecek…


Kaynakların tüketimi yine hesapsızca mı olacak, yoksa yeni bir çeki-düzen verilecek mi?


İkinci dalga?


Var mı?


Olur mu?


Doğa, sağlık, ekonomi, politika, yaşam biçimleri…


Galiba eski normal artık olmayacak ve yeni normal daha öncelikli olarak yerleşecek yaşamlarımıza…


Peki ya kapitalizm?


Liberal ekonomi, sosyal demokrat yaklaşımlar ve politikalar, sosyalizm?


Ekonomi; kur politikaları, cari açıklar, dış krediler, emisyon hacmi, işsizlik, istihdam hacmi, ithalat, ihracat, petrol fiyatları, faiz politikaları, sanayide kullanım kapasiteleri, sektörler, perakendecilik, vd…


Bu bölümün özeti bence şöyle;


  • Eski normale dönüş olmayacak, yeni normal oluşturulacak.

  • Ekonomide bazı ezberler bozulacak / sarsılacak…

  • Yaşam tarzı bir dizi verilere göre değişime uğrayacak. (Örneğin ABD’deki değişim ile Sudan’daki değişim tabii ki aynı olmayacak, hâttâ birbirine benzemeyecek bile…)


Yeni sorunlar, yeni çözümler, yeni bir düzen kurulması…


İşte yeni normalin ilk unsurları…


Bence durum; hani bir zamanlar bir TV reklamı vardı; küçük çocuk eve girerken “Çok işim var çok” diyordu ve hepimizin sempatisini kazanmıştı, işte onun gibi bir şey…



Perakendede Durum



Başta işler biraz karışacak. AVM’ler, cadde mağazaları, pazar yerleri, e ticaret, yeni oluşacak yeni satış (alışveriş) ortamları…


AVM Açılışları konusunda yaklaşımlar;


Çok farklılıklar gösteriyor. Halbuki dernekler var, sektörde ilişkiler diğer birçok sektörden farklı, yani olumlu anlamda… Ama AVM açılışları için henüz görüş birliği yok…


AYD, Mayıs başı, olmadı engeç Mayıs’ın 10.günü açalım tavsiye ya da öngörüsünde bulunuyor…


KMD, BMD gibi sektör dernekleri AVM yatırımcıları ile henüz kira konusunda anlaşabilir bir düzleme gelemediler…


Bu konuda da birçok farklı görüş var. Çok doğal olarak ilgili hukuk büroları da devreye girdi. Mali müşavirlerin de konuya ilişkin görüşlerini almakta yarar var. İş tam bir çıkmaza doğru yuvarlanıyor.


İstinye Park 22.4.2020 tarihli yazısında açılış günü saptanması konusunda kiracılarının görüşlerini istiyor.


Galleria, AVM’ler yasal düzenleme çerçevesinde kapanmadığından faaliyetine devam ettiğini, kiraların ödenmesinin beklendiğini 20.4.2020 tarihli yazısıyla kiracılarına belirtmiş.


Multi, 20.4.2020 tarihli yazısında kiracılarına 20.3.2020-30.4.2020 tarihleri arasında kira tahakkuk ettirmeyeceğini bildirmiş.


Hafta içinde perakende sektörünün önde gelen derneklerinin temsilcileri, galiba Çarşamba günü saat 17:00’de Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Nureddin Nebati ile bir sohbet toplantısı yapacaklar. Açılış tarihleri, kiralar vb konular sohbet toplantısının gündem maddeleri…


KMD, Kategori Mağazacılığı Derneği 23.4.2020 tarihli basın bülteninde taleplerini net olarak belirtmişler. Talep edilen koşullar ilk bakışta AVM yatırımcıları için ağır görünüyor. Ortak akılla bir noktada anlaşmak her zaman olanaklı olmalı. Tartışılabilir…


BMD, Birleşmiş markalar derneği de Başkan Sinan Öncel imzasıyla 6 maddede görüşlerini belirtmişlerdir.


Bu arada, perakendenin önde gelen yöneticileri kendi aralarında yaptıkları oldukça geniş katılımlı telekonferans toplantısında fikir alışverişinde bulundular. Mall Mark moderatörlüğünde yapılan bu çalışmada görülen, sektörün yöneticilerinin yoğun bir hazırlık çalışmaları dönemine girdikleridir.


Özetlersek; Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı, AYD, BMD, KMD, İstinye Park, Multi, vd… sektörde önemli isimlerdir. Perakendede kararların oluşumunda ciddi bir güçtür. Bu bakımdan çalışmalara devam edilmesi ve konsensüs sağlanmasında yarar vardır.


Alınması şart önlemler:


AVM, Cadde Mağazası, Hipermarket, Pazar Yeri, Outlet, Sokaktaki Bakkal ne olursa olsun mutlaka yeni normale dönüş sürecinde; dezenfeksiyon, sterilizasyon, sosyal mesafe, vd CoVid-19 önlemlerinin alınmasına ve takip edilmesine son derece özen gösterilmelidir.


Bu yapılmazsa ikinci dalga kaçınılmaz olacaktır...



Ekonomide Durum



Üretim; birçok konuda neredeyse durma noktasında… Elbette böyle bir saptama, zaten bu koşullar altında bu sürpriz de değil, sarmaldan çıkış şansımızı zorlayacaktır. Üretimin olmadığı bir ekonomide özetle herşey kontrol dışı olmak durumundadır.


Üretimin neredeyse olmadığı bir ekonomide ihracatın da yeterli düzeyde olamayacağı açıktır. Hizmet sektörü durmuştur, turizm ne içte ne de dışta an itibariyle beklemededir. Tarım ürünlerinin ihracatı olsa da bu yeterli olamamaktadır.


Özellikle tarımda ciddi atılımlar, reform niteliğinde düzenlemeler yapma gerekliliği artık nettir. Tarımın teşvik edilmesi zorunlu hale gelmiştir.


Bu durumda ihtiyaçların hammadde olsun, ara madde olsun ya da tüketim maddeleri için olsun karşılanması için tek yol ithalattır.


Cari açığın bu dönemde çok az olması yada olmaması umut verici bir durumun yansıması değildir. İthalatın az olduğu bir dönemin cari açığı da doğallıkla olmayacaktır.


Borsa son dönemde sinüs eğrisi çizmektedir. Ancak anlamakta zorlandığım hem borsanın hem de doların paralel, nasıl düştüğü ve arttığıdır.


FED, ECB faiz politikalarını, yani politika faizlerini sürekli ayarlama durumunda çalışmaktadır. TCMB da faizleri %9,75 den %8,75’e düşürmüştür. Bu karar, her ne kadar yatırımcıyı teşvik etmek amaçlı olsa da henüz yatırımlarda göze çarpan bir değişim olmamıştır. Hâttâ bazı yabancı yatırımcıların piyasalardan çıktığı gözlemlenmektedir.


İstihdam hacmi maalesef daralmaktadır. Artan işsizlik, genç nüfusun fazlaca olduğu ülkede sosyal sıkıntılara neden olmamalıdır, ancak risk vardır ve artmaktadır.


Yıllık enflasyon TÜİK verilerine göre %10-12 aralığında verilmektedir. Ancak reel enflasyonun, halk tabiriyle çarşı-pazar enflasyonunun %35-40’larda olduğu görülmektedir.


Eğer CoVid-19’un getirdiği olumsuzluklardan hızla kurtulmak niyetiyle emisyon hacmi artırılırsa, yani kısaca TCMB para basarsa zaten enflasyonun hızla artacağını beklemek sürpriz olmayacaktır.


Zaten var olan kur politikası özellikle ithalatçıları oldukça zorlamaktadır. ABD Doları 7,00 TL’yi görmüştür. Euro da TL karşısında 7,6 mertebesinde işlem görmektedir. Çapraz kur da Euro’ya karşılık ABD Doları lehinedir.


Brent Petrol son 30 yılın en düşük seviyesindedir. ABD Doları 21,00 mertebesindedir. ABD piyasalarında kısa süreli de olsa eksi fiyat sanalında kontratların el değiştirdiği geçtiğimiz hafta içinde görülmüştür.


Bütün bu realizasyon ortamında, bütçenin açık vermemesi de tabii olarak mümkün değildir. Bütçenin revize edilmesi esasen pek de önemli bir değişikliğe sebep olmayacaktır.


Eninde-sonunda üretimin arttırılması şarttır. Ama bu kısa vadede çözüm değildir. Daha doğrusu kısa vadeli bir çözüm değildir.


IMF veya benzeri kurumlardan döviz karşılığı borçlanma kısa vadeli, ancak bedeli ağır olan bir çıkış yolu gibi görünse de, maalesef getirilecek şartlar, tasarruf paketleri adı altında işsizliğin artırılmasından ekonomide durgunluğa kadar uzanacak sonuçlar doğuracaktır.


Devlet Bankaları Ziraat Bankası, Vakıfbank, Halk Bankası kredilerde önemli ölçüde musluklarını açmışlardır.


Denemedim ama, vatandaşın kredi alabilmesi, düşük faizli kredi alabilmesi olanaklı hale getirilmiş… Özel bankaların da yaklaşımları beklenmektedir. Bana şu sıralar, bu yapıda bunun olanaklı görünmediğini söyleyeyim.


Piyasalar resesyona girdiğinden hareketlilik neredeyse kalmamıştır.


İşte bu noktada maalesef enflasyon altında durgunluk, stagflation ortaya çıkmaktadır…



Peki ne yapalım?



Buraya kadar olanı söylemeye çalıştım. Yani bir durum tespiti ve yeni normale dönüşe ilişkin öngörüler ve bilgilendirmeler yaptım. Bunların hiç biri eleştiri falan değil.


Durum bu…


Bundan sonra, yani “Peki ne yapalım?” kısmında da sakın yanlış anlaşılmasın lütfen, akıl ya da ders vermek değil, sesli düşünmek diyebileceğimiz bazı görüşlerim, önerilerim olacak…


  • Kesinlikle karamsar olMAyalım.

  • Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının, tıp otoritelerinin CoVid-19’a ilişkin tüm uyarılarını mutlaka yerine getirelim.

  • Yeni normalin hemen başlarında, yakın geçmişteki zararları çıkartmak amaçlı olarak yüksek kâr marjıyla iş yapmaya asla çalışMAyalım.

  • Mutlaka kendimizi karşımızdakinin de yerine koymaya, empati yapmaya ve anlaşmaya çalışalım.

  • Adalet anlayışı içinde sektör dernekleri ile beraber hareket ederek mutlaka bir konsensüs oluşturmaya gayret gösterelim.

  • Mutlaka üretim odaklı olalım.


  • İşveren ye da işçi, payımıza düşen özverili davranışlarımızı ortaklaşa, karşılıklı olarak ortaya koyalım.

  • Olanaklar çerçevesinde yatırıma dönük olmaya gayret sarfedelim.

  • Aşırı tüketimden kaçınıyor olabiliriz, bu ekonomimiz için de gereklidir. Ancak tasarruf edelim derken piyasalarda da durgunluk yaratmamaya özen gösterelim. Bu tür tasarrufları dövizli alım işlemlerimizde gösterelim.

  • Belki bir süre için ücret zammı yapmayalım, ama işten çıkarma da olmasın.


İşte, tüm dünya boyutunda, ağırlık toplamı bir gramı bile bulmayan, canlı da olmayan, belki yarı canlı da denebilir, küçücük bir virus dünyayı bu kadar hızlı sürede, bu derece yaygın biçimde etkileyebiliyor. Biz de normale ne zaman, hangi koşullarda döneceğiz onu tartışıyoruz. Üstelik bu normal; yeni normal mi olacak, yoksa eski normale dönebilecek miyiz?






























11 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Şöyle bir, duruma bakalım...

Son birkaç aydır hayatın içinde bizde değişen bir şey yok gibi… CoVid-19’ dan başlayalım… CoVid-19, CoVid-21 (!) oldu… Bu gidişle devam da edecek… Temmuz ayında belirtildiği gibi, vaka ve kayıp sayıla