Ara
  • Hasan Ardic

Perakendede bu hafta; 2020 ilkçeyrek bitmeden perakende piyasalardaki karşılaştırmalı gözlemlerim;


Perakendede bu hafta; Mart 2020 ilk 10 gün gözlemlerim;


Günlük yaşamın içinde, insanlar sadece almayı plânladıklarını kendilerine en uygun gelen noktalardan; AVM, cadde mağazası, outlet, mahalledeki dükkân vb almaya çalışmanın hesabı ve acelesi içinde, belki de büyük şehirlerdeki yüksek tempolu hayatın içinde alışverişin nasıl gittiğini gözlemlemiyorlardır diye düşünüyorum.


2017,2018 ve hâttâ 2019 yılları içinde, yani 2020 hariç son 3 yılda, başta perakende olmak üzere reel sektörlerde güven endeksleri ile birlikte cirolarda da önemli düşüşler oldu…


Perakendecilik de AVM’ cilik de bu durgunluktan paylarını aldılar. İstisnaları hariç tutarsak, ki onlarda bile, boşalan mağazalar, boş mağazalar, azalan AVM ziyaretçileri, azalan cirolar olduğunu hep birlikte gözlemledik.


2019 Aralık itibarıyla, 2020 yılının da ilk çeyreğinde bu durağanlıktan, daha hareketli bir satış dönemine geçtiğimizi, abartmamak kaydıyla, satış artışını memnuniyetle karşılıyorum.



Umarım ve dilerim artarak da devam eder…


Orta-Üst ve Üst Sınıf AVM’lerde gözlemlerim bu kanıya vardığımı gösteriyor…


Alışveriş var, evet çok yüksek cirolarda değil, ama; var.


Bunu önceki yazımda da belirtmiştim.


Ciro artışlarının süreklilik gösterdiği bir konjonktürde sürdürülebilirliğini sağlamak sektördeki her paydaşın, herkesin öncelikli işi olmalı…


Hemen bu sürdürülebilirlik garantiymiş gibi, sezonu da bahane ederek fiyatlara yüklenmemeli, kârları, kâr marjlarını sakın ha abartmamalı…


Durgunluğa gelirken sektörde yapılan hataların başında abartı geliyor; ürün fiyatları, kira bedelleri, ortak alan giderleri vs…


Perakendeci tüketiciye güven vermeli; güven endeksi yükseltilmeli ve sürdürülebilirlik sağlanmalı…


Fiyatlandırma ve yüksek kârlılık konularında, sanki biraz sert bir şekilde konuyu yorumlamış gibi anlaşılmak istemem…


Özellikle ithal ürünlerde, kur kaynaklı maliyet artışlarının yanı sıra, son dönemde corona virüsünün tüm ekonomilere etkili olması, uluslararası platformlarda ivme yavaşlaması benzeri bir çok konuda TL’ye göre artan maliyetleri karşılamakta önce perakendeciye, müteakiben de AVM yatırımcılarına hak vermek durumunda olduğumuzu da kabul edelim.


Bu böyle…


Abartmamak en doğrusu…


Her şekilde büyük marketler günlük işlerini yapıyor, hafta sonu daha da yoğun tempoyla yüksek cirolarda faaliyetlerini sürdürüyorlar.


Do it yourself marketler de, bahar sezonunun gelmesiyle birlikte, satışlarını arttıracaklar.


Sonra hasat ve akabinde düğün sezonunun gelmesiyle; kuyum, çeyiz ve mobilya, beyaz eşya alt sektör satışları perakende içinde hızlanacak…


Gidişat hep böyle olur, bu yıl da böyle olacağı görüntüsü var…


Hazır giyim, ayakkabı ve bağlı alt sektörler de perakendenin diğer bir önemli gücü…


Burada fiyat duyarlı bir bekleyiş var. Bunu net olarak görüyorum…


Tabii burada iki ana başlıkta toplayabileceğim koşullar bütünü var;


* Sektörün elinde olanlar, sektörün yapabilecekleri anlamında,

* Sektörün elinde olmayanlar, sektörün doğrudan yapabilecekleri dışındakiler.


İşler kötü giderse; mağaza kapanışları, personel kısıtlamaları, reklamlarda azaltmalar (ki bunu anlamak biraz zor), kira indirimleri, ciro-kira sistemine geçiş vb birçok önlem alınır.


Bunların uygulanması sektördeki her ünitenin kendi içinde ve kendi büyüklük ölçüsü oranında yapılır.


Ama sektörün doğrudan elinde olmayan hususlar da tabii ki vardır. Enflasyon, kurlar, cari açık, istihdam / işsizlik, gelir durumu, asgari ücret düzeyi vd…


Zaten beceri de bu iki koşullu oluşumu kendi içinde dengeleyerek entegre edebilmek...

21 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör