Ara
  • Hasan Ardic

PPK 18.11.2021 Kararlarına İlişkin Ekonomi Yorumları


TCMB PPK 18 Kasım 2021 tarihli kararlarına ilişkin iktisat teorisine bağlı kalarak yapılabilecek, akademik değeri olan bir yorumlama olanağı yoktur.


Alınan kararlar ve yapılan açıklamalar, İktisat Teorilerine uygun olmamakla beraber, piyasaların bugün yaşadıkları gerçeklere de uyum sağlayamamaktadır.


Ülkenin içinde bulunduğu ekonomi koşulları; yüksek enflasyon, işsizlik ve güven eksikliği başlıklı sorunlar ve bunlara bağlı oluşan-gelişen diğer sorunlardır.


Vatandaşların çok büyük bir kısmı geçim sıkıntısı içindeyken, başta temel gıda maddeleri olmak üzere gereksinimlerini karşılayamıyorlarken, işsizlik ve hayat pahalılığı maalesef her geçen gün artmaktayken, faiz konusunun gündemde bu derece öncelikli olarak yer alması ve faizlerin düşürülmesi ısrarını anlayabilmek, iktisat disiplini açısından olanaklı değildir.


Buna;


Yerli-yabancı yatırımlar için bir teşvik desek, değil.

Yatırımlarda müthiş bir azalma ve ülke piyasalarından çekilme var.


Cari açığın düşürülerek kapatılması desek, o da değil.

Enflasyon yaratılarak cari açık kapatılmasının İktisatta yeri bulunmamaktadır. Zaten o nedenle de cari açığını enflasyon ve kur politikaları ile kapatabilen bir ülke Ekonomi Tarihi’nde yer almamıştır.



Kur politikası oluşturmak desek, hiç değil.

Kur-Faiz-Enflasyon ilişkisi kuvvetli ve etkin bir ilişki değildir. Faizlerdeki değişimlerle kur politikası belirlemek öyle pek İktisadî bir yöntem değildir. Minör bazı geçici etkileşimler olabilir, olur.


Tek başına para politikası ile bu işler çözülmez, ama tek başına para politikası ile bu işler bozulur. (Söz, Sn. Prof. Dr. A. Hakan KARA’ya ait. Bugün duydum ve çok beğendiğim için de yazıma aldım.)


Ülke Risk Primi (CDS) 463 puana ulaştığında, TCMB PPK Politika faizini 100 baz puan indirmek yerine, biraz ironi ile sıfırlasa bile yabancı yatırımcı, hattâ hesaplanabilir risk kavramının farkında olan yerli yatırımcı da, yatırım yapma cesareti gösteremez. Bu konuyu Sn. Dr. Mahfi EĞİLMEZ çok iyi anlatmış. Öneririm.


Bütün bu koşullarda; ülke ekonomisi neredeyse her anlamda zarar görmekteyken, ileride en azından kısa-orta vadede çözümlenmesi ve onanması pek olanaklı görünmeyen bir durumda somut çözüm önerilerine gerek var.


Ülke için gerçekten iyi bir şeyler yapmak için var gücüyle çalışmak. Bu hedefe inanmak. Bu hedefe ulaşmak için büyük gayret göstermek. Doğru olana inanmak ve yapmak, siyasi görüş farklılıklarına göre değil, gerçeğe göre hareket etmek.


Seçim ve geçim, mevki ve makam endişesi olmayan, bağımsız hareket edebilecek niteliklere haiz, liyakat sahibi kişilerin karar noktalarına getirilmesi ile kadrolarda bazı revizyonlar yapmak.


Ekonomide karar verme pozisyonundakilere müdahalede bulunmamak. Tabii ki denetlemek, raporlamak ve bu raporları en şeffaf biçimde yayınlayarak kamuoyunu bilgilendirmek.


TCMB’ye hak ettiği değeri ve itibarı, dolayısıyla güveni yeniden kazandırmak. Her zaman belirttiğim gibi, TCMB örneğin piyasalara mesaj vermez. TCMB’nin hedefleri vardır bu hedeflere ulaşılması için çalışılır. Benzer şekilde TCMB ile diğer kurumların, örneğin TÜİK’in çalışma alanları karıştırılmamalıdır. TÜİK’in enflasyona ilişkin öngörü ve hedef belirlemesi uygun değildir. Fiyat istikrarının sağlanması TCMB’nin, enflasyon oranlarının hesaplanması ve yayınlanması da TÜİK’in işlevleridir.


Bütçe açıklarının minimize edilmesi şarttır. Bunun için ciddi tasarruf önlemleri, denetimleri son derece gereklidir.


BDDK ve TMSF çalışma alanlarında bazı önemli değişimleri yapmakta da yarar vardır. Kamuda görev zararlarının mutlaka önüne geçilmelidir. TCMB dışındaki Kamu bankalarının birleştirilmesinde fayda olacaktır.


Serbest piyasa ekonomisi koşullarının, dalgalı kur politikasının özgürce işlevlerini sürdürebilmelerine devam edilmesi.


Asgari ücret başta olmak üzere, asgari geçim indirimi, asgari ücretten vergi alınmaması ve ücretlerde asgari ücret kısmı hariç vergilendirme yapılması, ÖTV’nin uygulamadan kaldırılması, KDV oranlarında yaşamsal gereksinim ölçüsü yüksek (Temel gıda vb ürünler gibi) mallarda KDV oranının %1’i geçmemesi, 3600 ek gösterge e EYT konularının da realist çözümlere kavuşturulması.



Bütün bunlar ve tabii ki daha fazlası;


Sadece ekonomistlerin değil, siyasilerin de destekleri ile olabilir. Halk da bunları olumlu karşılayacak ve sandıkta oy desteği vererek memnuniyetini gösterecektir.


Karar vericilerdeki ilk ve ağırlıklı kriterlerden biri liyakât olmalıdır. Siyasi parti taraftarlığı, hamili kart yakınımdır anlayışı artık geçerli olmamalıdır.


Bunların gerçekleşme maliyetleri vardır ve yüksektir.


Bu çok yüksek maliyetlere (Örneğin KDV oranlarının düşürülmesi, ÖTV’nin kaldırılması, 3600 ek gösterge vb) aşağıdaki öneriler çerçevesinde kaynak sağlamak, bu maliyetleri sürdürülebilir fonlamalarda beslemek olanaklıdır.


Özel uygulamalar, vergi affı gibi şirketlere has özel teşviklerin kaldırılması önemli bir gider kalemini bütçede hafifletecektir.


Benzer şekilde yap işlet devret modeli yatırımlarda; köprü ve otoyollardaki geçiş garantisi, şehir hastanelerinde hasta garantisi gibi uygulamaların kaldırılmasıyla da cari bütçede çok önemli kaynak tasarrufu yapılması olanaklıdır.


Kamu harcamalarında verimliliğe bağlı uygulmaların yapılması ile gereksiz harcamaların önüne geçilmesi; örneğin kamu kurumlarında falanca baremde gelir getiren birimlere belirli sayıda araç tahsisi gibi, tahsisli araçlarda km sınırlaması vb gibi uygulamalardan hatırı sayılır bir fon sağlamak olanaklı görülmektedir.


Medyada yer alan, bir kişinin birden fazla maaş karşılığı istihdamı; esasen basit gibi görünen, aslında basit olmayan bir tasarrufun oluşumuna yardımcı olacaktır.

Bunlar;


Herhangi bir siyasi parti veya siyasal ittifakların görüşleri değil, son derece bağımsız ekonomi kuralları içinde öngörülen yorumlar olarak değerlendirilmelidir, çünkü tam da bu amaçla ortaya konulmuşlardır.


İktidar ya da muhalefet, ya da siyasal yelpazedeki partilerin tamamının, bugünkü ekonomik koşullarda bu önerileri kabulle karşılayacakları kanımca muhakkaktır.


Sızlanmak İle bir yere varılmayacağı malûmdur.


Özetle;


Mümkün olabildiğince siyasal tarafsızlık gayreti içinde, tamamen ekonomi ve kurallarını dikkate alarak, ülkesini seven bir bakış açısıyla toparlanabilen hususlar bu şekildedir.


Yoksa faiz 100 bp indirilmiş, $ 10 TL’nin üst küsurlarına gelmiş, altın yükselmiş, borsa 100 puan artmış, elbette hepsi önemli, ama geçen gün yazdığım gibi, bugünün en acil konuları değil. Hele Japon ekonomisinde 1 Amerikan dolarının 114 Japon Yeni olmasının tartışılıp-tartışılmadığı hiç, ama hiç değil.



Hasan R. ARDIÇ

İstanbul, Kasım’21, 18 Perşembe


94 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Şöyle bir, duruma bakalım...

Son birkaç aydır hayatın içinde bizde değişen bir şey yok gibi… CoVid-19’ dan başlayalım… CoVid-19, CoVid-21 (!) oldu… Bu gidişle devam da edecek… Temmuz ayında belirtildiği gibi, vaka ve kayıp sayıla