Ara
  • Hasan Ardic

Profesyonel deneyimlerin gençlere aktarımı



Bu konu oldukça uzun yıllar önce, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde öğrenci iken düşündüğüm, içtenlikle söylüyorum; çok arzu ettiğim ve gereksinim duyduğum bir konudur.


Aradan geçen yıllarda bu gereksinimin ne kadar gerçekçi, ne derece kuvvetle olması gereken bir eğitim bütünleyicisi olduğunu daha da ciddi şekilde hissettim, gördüm.


Profesyonel yöneticilik yaptığım dönemlerde, hizmet verdiğim gerek yerli ve gerekse yabancı şirketlerde, bilirsiniz İK / HR ın son seçim için önerdiği son üçlü adaylarda 3/3 yeni mezunlar da olurdu.


Eğitim mükemmel, yabancı diller harika, bilgisayar kullanımı son derece ileri düzeyde, deneyim; ya hiç, ya da çok az…


Bu durumda ortaya ikili bir zaman konusu çıkar. Eğitimi alanın eksiklik hissetmemek için zamanı yoğun kullanımı ve eğitimi veren firmanın da zaman kayıpları. Bu durumu ücretlere tahvil ettiğimizde de farklılıklar ortaya çıkacaktır. Deneyim sahibi olmanın bedeli elbette vardır. Bu bedel ödenir ve sonra hayatın içinde hem de kat be kat geri alınır...


Bu, pek de kısa olmayan durum saptamasının ardından konumuzu daha da işlevsel olarak ortaya koyalım istiyorum.


Tamam, üniversite eğitimi son derece önemli ve gerekli… Ama maalesef yeterli değil. Hâttâ, lisans derecesinin üzerindeki spesifik lisansüstü dereceler bile çoğu zaman gereksinimlere deneyim boyutunda yanıt vermeyebiliyor.


Burada gereklilik ve yeterlilik karşılaştırması değil, bütünlemesi yapmak daha doğru…


Şöyle bir tablo çizelim;


* Üniversite lisans diplomasını aldınız,

* Master derecesinde, bir de lisansüstü diplomanızı da aldınız,

* İdeallerinizi süsleyen bir de işiniz var,

* İş hayatına girdiniz, çalışmaya başladınız…


Güzel, mükemmel, tebrikler…


Bugünlerde ve belki önümüzdeki daha uzun yıllar boyunca imrenilecek bir çizgidesiniz.


Harika…


Ama gel gelelim ki deneyim sıfır. Böyle olması da genç yaşlarda doğal karşılanabilir.


Deneyim eksikliğini gidermede profesyonel yardım almadığınızda, ki olabilir, çok uzun saatler boyunca çalışıyorsunuz, birbiri ardına oluşan, çıkan iş sorunları gündüz önünüzde, gece de aklınızda yığılıyor.


İşte stres ile tanıştınız ve bu stres; öğrencilikteki strese pek benzemiyor…


Öyle değil mi?


İş kaybı ya da en azından işinizde ilerleyememe endişesi de ayrı ve önemli bir stres konusu daha…


Ya yukarıdaki güzel tablonun içinden çıkarsanız…


Düşünmesi bile ürpertici…


Peki bu durumun çözümü yok mu?


Var tabii, elbette var…


Yeter ki siz, çözüm arayın…


Birçok üniversitenin kurmuş olduğu SEM, Sürekli Eğitim Merkezleri var. Genelde mesai saatleri dışında çalışılan bu kurumlarda, profesyonel hayatta deneyimler kazanmış, mutlaka sizin istediğiniz konularda ihtisaslaşmış iş insanları, akademisyenler, profesyonel yöneticiler deneyimlerini; yeni mezun-deneyimsiz, ya da kısıtlı deneyimli genç yeteneklere aktarıyorlar.


Gençler de bu deneyimleri eğitimlerinin uygulamalı yaşamdaki bir parçası olarak bunları alıyorlar. Bu çalışmalar sırasında yabancı okullarda case study dediğimiz vaka çalışmaları, örneklerle gerçek hayattan getiriler yapmak, gençlerin hem ufkunu açıyor, hem de analitik düşünce ile pratik çözümler yapılmasını sağlıyor, hayatta zaman kazandırıyor… İşinde ilerleme olanağı veriyor...


Kişisel olarak, öğrenciyken, lisans eğitimimi tamamladıktan sonra da bu derece profesyonel bir tamamlayıcı eğitim alma şansım maalesef olamadı, aksine verme şansım oldu…


Bu eğitimi ve gerekliliğini deneyimlemiş bir profesyonel yönetici olarak son derece net biçimde görüş ve düşüncelerimi, deneyim aktarımlarımı bu yazımda sizlerle paylaştım.


Önümüzdeki günlerde bu konuyu canlı, gerçek örnekleriyle birkaç yazımda daha işleyeceğim. Hâttâ belki de interaktif olarak soru-cevap şeklinde bile yapar mıyız konusunu planlamaktayım.


Bu konudaki karar, belki de sizlerin reaksiyonlarınıza ve ilgiye göre şekillenecek...


9 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör