Ara
  • Hasan Ardic

Temmuz’21 Ekonomi Notları


Bugünler, yazmaktan çok okuma günleri…
Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi, içi boş, yazmış olmak için yazılan bir yazı olsun istemiyorum…
Bu nedenle aşağıdaki yazımı, lütfen; bir özet, bir hatırlatma, bir ufuk turu gibi değerlendiriniz…
***
Son günlerde iktidar ile muhalefet arasındaki tartışma konularından biri, bilindiği üzere; yapılan, temeli atılan, yapılacak projelerin ödemelerinin, ilk seçimde iktidar değişimi olduğu takdirde ödenmeyeceği hususu…
İktidar tarafı, projelerini başlatacağını, devlette devamlılığın esas olduğundan hareketle, seçim neticesinde iktidar değişikliği olduğu takdirde ödemelerin yapılması gereğini ileri sürüyor.
Muhalefet tarafı da, bu projelere hiç başlanmaması gereği iddiasıyla son derece açık ve net olarak, seçim neticesinde olası iktidar değişikliği halinde bu ödemeleri yapmayacağını belirtiyor.
Böyle bir durumda; muhalefetin yapılmasına karşı çıktığı projelerin iç ve dış piyasalarda bankalarca kredilendirilmesi zor, esasen de imkansız oluyor…
Bununla beraber, iktidar-muhalefet tartışması demokrasilerin olmazsa olmazıdır ve de son derece gerekli, doğru bir yöntemdir.
Her halde buna itiraz edenimiz yoktur…
Olmamalıdır da...
***
Tabii ki bu ilk, tek ve de son problemimiz değildir.
Hatırla(t)maya devam edelim.
TCMB’nin ana işlevlerinden biri; bilindiği gibi, fiyat istikrarının sağlanmasıdır. Enflasyonun kontrolüdür yani…
Bu fonksiyonun TCMB’den alınarak bir kurula verilmesi, MB’nin bağımsızlığına büyük ölçüde zarar verecektir. Özellikle yurt dışında, gelişmiş ekonomilerde böyle bir yöntemin kabulü olanaklı değildir.
Nitekim, MB swap önerileri birçok ülke tarafından geri çevrilmekte, kabul görmemektedir. Bu durumda ABD ile swap yapılamadığı takdirde, diğer ülkelerle de yapılmayacağı açıktır. MB Başkanı görüşmelerin devam etmekte olduğunu son on beş gündür söylemeye devam etmektedir.
İşte gelişmiş ülkelerin kabulü derken kastedilen de zaten budur.
***
Bir başka konu;
Hepimiz biliyoruz ki; TÜİK tarafından açıklanan Devletin resmi enflasyon oranları ile diğer kuruluşların (burada sadece akademik niteliği olanları dikkate alıyorum) açıkladıkları enflasyon oranları ve en önemlisi de, hayatın olağan akışı içinde halkın, hane halkının karşı karşıya kaldıkları reel enflasyon oranları çok farklıdır.
Bu durumun saptamasını, kanıtlanmasını ekonomistler aylardır, hattâ son bir yıl içinde sürekli olarak belirtmektedirler…
TCMB Başkanı bu ay ve sonraki ay enflasyon değerlerinin yüksek çıkacağına dair söylemleri basında yer almaktadır. Oysa ki yaz aylarında enflasyon bu günlere kadar genelde düşük olur, bu da yıllık ortalama enflasyon oranlarında azalma sağlardı.
***
Bir diğer büyük farklılık da, TÜFE ile ÜFE arasındaki büyük farktır. Bugün TÜFE ile ÜFE farkının 2 kat olduğu görülmektedir. Kabul edilebilir bir durum değildir, ekonomi matematiğinde, tekniğinde böyle bir abartılı farklılık olamaz.
Maliyet enflasyonunun nihai tüketim fiyatlarına yansımaması tabii ki mümkün değildir, hattâ gecikmeli intibak bile ekonomide hoş karşılanamaz. Dünya ekonomilerinde böyle bir şey yoktur.
***
Diğer bir konu;
Bazı ekonomik değerlerde görsel bağlamda olumlu gibi görünen gelişmeler varsa da, bunları dikkatle değerlendirmek daha emniyetli olur.
TL kur zayıflığı nedeniyle azalan ithalat gerekçeli olarak, ihracatın ithalatı karşılama oranı, dış ticaret açığı gibi konulara ilişkin sayısal değerler göze-kulağa hoş gelse de realistik midir, dikkatli değerlendirme bu noktada önem kazanır.
Bilhassa TCMB rezervlerinin swap ve borçlar çıkartılınca eksi bakiye vermesi durumunda güçlü kur politikası tabii ki olamayacağına göre ithalat değerleri azalacak, dış ticaret açığı azalacaktır. Görüntü, algılandığı gibi değildir maalesef.
***
Bütün bu hususlar dikkate alındığında ortaya çıkan ağır sorun;
Başta ekonomide olmak üzere güven erozyonu, güvensizlik unsurudur.
***
Bu arada tabii ki çok önemli bir diğer sorun;
Yaşanan ve giderek artan işsizlik sorunudur. 1 Temmuz itibariyle, KÇÖ’nün kaldırılması ile önemli sayıdaki çalışanın işsiz kalması an meselesidir. Nitekim ilk uygulamayı, ilk günde THY yaptı ve ücretsiz izinlerin başlatıldığı haberleri hızla kamuoyuna yansıdı. Mevcut işsizler ordusuna yeni katılımların olması tabii ki son derece üzücü ve bir o kadar da ekonomi için risklidir. Örneğin ekonomide enflasyon altında durgunluk gibi...
***
Akaryakıt ve enerji başta olmak üzere yapılan zamlar, yıllık enflasyon oranını tabii ki artıracaktır. Aksi mümkün değildir. Yapılan hesaplamalarda daha şimdiden bu artış oranlarına katkı değerleri ortaya çıkmıştır.
Bu durumda faizlerde indirim değil, artış yapılması hem akademik bir görüş olur, hem de enflasyonun üzerinde belirlenen faiz oranı piyasalarda satın alınır bir karar olur.
Bu şartlarda, bankaların mevduat toplamaları olanaklı hale gelirken, bireysel yatırımcıların dövizden TL’ye dönüşü muhtemelen beklenebilir. (Muhtemelen derken güven unsurunu düşünerek tedbirli bir cümle olsun istedim.)
Piyasalarda TL’nin diğer para birimleri karşısında uğradığı değer kaybı, bir süre için, geçici de olsa yeniden düzenlenebilir olsa da defalarca yazıldığı gibi faiz artırımı kur stabilizasyonundaki tek önlem değildir.
Ancak ve maalesef, MB Başkanı enflasyonda beklenen artışların faiz artırımına ihtiyaç duyurmadığı şeklindeki ifadesini çelişkili ve talihsiz bir açıklama olarak görmek mümkündür. Bu konuyu sıkı para politikasına bağlamak, açıkçası olmayan paranın politikasında çözüm aramaktır.
***
Son dönemlerdeki verilere güven deformasyonu, sadece ekonomide değil, sağlıkta da görülmektedir.
Sağlık Bakanlığı açıklamalarıyla TTB açıklamaları, hekimlerin görüşleri, turkuaz tablo, dikkat edilirse çok farklı sayısal değerler yayınlamaktadır. Tablo içindeki sayısal çelişkiler görülmektedir.
Daha da enteresan olanı TÜİK’in nüfusa ilişkin veri açıklamasını ertelemesidir.
***
Bütün bu açılardan yapılacak toplu bir bakış, sonucu yine güven unsuruna bağlayacaktır. Sadece ekonomi, turizm ve sağlık açılarından bakıldığında güven duyumundaki bu yok oluşun zararları; giderek derinleşen ekonomik kriz, çalışmayan bir turizm sektörü ve CoVid etkisinde kalınarak ne olduğu, ne olacağı tam ve net olarak bilinmeyen bir sağlık durumu şeklindedir.
Hasan R.ARDIÇ
İstanbul, Temmuz’21, 2

12 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör