Ara
  • Hasan Ardic

Turizm konusunda yazınca…



Beni tanıyanlar, özellikle iş hayatımın son 30 yılına baktıklarında perakende sektöründe yöneticilik yaptığımı bilirler.


Doğrudur…


Ancak biraz daha gerilere gittiğimizde turizmin çalışma hayatımdaki önemini yadsıyamam. Türk Ekspres Turizm ve Havacılık Ltd., Şti., (Repr. American Express) İstanbul Hilton ofisinde başladığım turizme, Duru Turizm A.Ş.’nde ve daha da sonra Camel Holding A.Ş.’de de GM’lük yaparak hizmet sunmaya çalıştım.


Turizme olan ilgimi hiç kesmedim, hep takip ettim…


Bu arada Dati Yatırım Holding A.Ş. İcra Kurulu Başkan Yardımcısı ve şirketlerinde GM’lük, YK Üyeliği yaparken, Ataköy Marina, İstanbul Ataköy Sheraton Hotel gibi önemli markalarla turizme hizmet etmeye devam ettim.


CoVid-19 salgınının makroekonomik etkilerine, perakendedeki etkileşimine, AVM’lere, en son olarak da havacılık ve turizm ile olan etkileşime öyle bir konsantre olduk ki, turizm yazınca dostlarım bile şaşkınlıklarını gizleyemediler.


Turizmde en tepeden, standart çalışanlara kadar, dernekler, birlikler dahil arkadaşlarım, dostlarım olumlu görüşlerini bildirdiler, bana daha da fazla güncel turizm haber ve bilgilerini gönderdiler.


24 saat olmadan 150 okumada; Londra, Wolverhampton, Washington D.C., Geneva, Atlanta ve Brighton gibi önemli dış merkezlerden dostlarımın olumlu katkılarını aldım. Tabii ülkemdeki arkadaşlarımdan da…


Hepinize çok teşekkür ederim; sağolun, varolun…

Tabii durum bu minvalde olunca daha fazla çalışmak, araştırmak ve bu bilgi ve görüşleri yazılı olarak sunmak, sadece perakende olarak değil, beraberinde turizm deneyimlerimi de izninizle aktarmak sorumluluğunu hissediyorum.


Bazen biraz uzattığımın farkındayım; lütfen hoşgörünüz...


Dün BBC News Türkçe Bölümünde, dünyada son 150 yılda yaşanan 14 resesyon ile ilgili son derece dikkate değer bir makale okudum.


Sizin de okumanızı öneririm. Ben burada sadece son pandemi ile bağlantılı olanı yazıma alacağım. Ama daha önce...


1930-1932 (Daralma: %17,6)


20'nci yüzyılın en derin ekonomik krizi olan Büyük Buhran, 1929 yılında New York Borsası'nın (NYSE) çökmesiyle başladı. Son yüzyılın en bilinen, en ağır ekonomik krizi, hisse senedi fiyatlarının dramatik düşüşü ile aşırı doz satışlarla tamamlanan o gün, literatüre “Kara Perşembe” olarak geçti.


Bu durumun son derece olağan bir sonucu olarak, NYSE’deki hisse bedellerinin geldiği seviyede birçok şirket iflasını açıklarken, yüz binlerce insan da işsiz kaldı.


Başta ABD, takiben Avrupa ülkeleri bu finansal krizden derin ekonomik yaralar aldı.

2020 (Beklenen daralma: %6,2)


Özetle Dünya Bankası, CoVid-19 salgını nedeniyle 2020 yılında küresel ekonominin yüzde beş (%5), kişi başı gayri safi yurtiçi hasılanın da (GSYH) yüzde altı onda iki (%6,2) oranında küçüleceğini tahmin ediyor.


Bu öngörünün gerçekleşmesi halinde; dünya ekonomisi İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en derin resesyonunu ve son 150 yılın en kötü dördüncü ekonomik daralmasını yaşayacak.


Konuya daha fazla ayrıntıda ilgi duyanlar için www.perakendedebuhafta.com sitemdeki çeşitli yazılarıma bakmalarını öneririm.


Ayrıca oluşacak küçülmenin boyutunun 2008-09 mali krizinin neredeyse iki katı olması bekleniyor.


Böyle bir genel global makroekonomik analiz çerçevesinde turizmde neler olacak konusunu bir önceki yazımda bıraktığım yerden sürdürmek istiyorum.


Türkiye için özellikle Almanya turizm açısından en önde gelen önemli bir pazar olarak yıllardır bu konumunu korumaktadır.


Ayrıca Almanya, Avrupa’nın da turizm merkezidir.


Bu bakımdan biz turizmde Almanya’daki gelişmeleri her zaman ilgiyle takip ederiz.


Alman Seyahat Acentaları Birliği DRV (Deutscher ReiseVerband) Başkanı Norbert Fiebig, bu yıl CoVid-19 nedeniyle, seyahat kısıtlamasının Ağustos ayına uzatılmasıyla zararlarının € 20 mio olacağını, henüz hiçbir bedel almamış olmalarına rağmen € 6 mio geri ödeme yapmakla yükümlü olduklarını ve bu durumun adeta 1 Nisan şakası gibi olduğunu, sektörün bunu kaldıramayacağını söylemektedir.

Almanya’daki, seyahat acentaları, tur operatörleri, diğer tedarikçiler yukarıda net olarak açıklandığı gibi çok zor bir dönem geçirmektedir.


Almanya bu durumda olunca, zaten CoVid-19 her ülkede var, tüm turizm işbirlikçileri de bu zor dönemden paylarına düşen zararla karşılaşmaktadırlar.


Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Şansölyesi Angela Merkel ile bir telefon görüşmesi yaptı, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Alman mevkidaşı Heiko Maas ile yüz yüze bir görüşme yaptı.


Bilahare, Dışişleri Bakanı, Kültür ve Turizm Bakanı ve Sağlık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Almanya’ya resmi bir ziyarette bulundular.


Yapılan görüşmelerin olumlu olduğu kamuoyuna söylenmekle beraber, bu konuda henüz bir değişiklik uygulaması görülmedi.


Seyahat kısıtlamasının 31 Ağ. 2020 tarihine kadar uzatılmış olduğu durumu an itibariyle sürmekte.


Der Spiegel makalelerine bakıldığında anlaşılan, Almanya’nın seyahat kısıtlamasına siyasi yaklaştığı kolaylıkla anlaşılmaktadır.

CoVid-19, Almanya’daki acentalar ve tur operatörlerinin durumu, özellikle incoming’te bizim coğrafyadaki ülkeleri; Türkiye, Yunanistan, vd. zorlamaktadır.


Tabii sadece Avrupa'nın turizm merkezi olduğu için Almanya değil, kendi turizm ölçeklerinde İngiltere, Fransa, İskandinav ülkeleri, İspanya ve İtalya da benzer zorlukları hem yaşamakta, hem de turizm ilişkisinde işbirliğinde olduğu ülkelerde bu sıkıntıların yaşanmasında rol oynamaktadırlar.

Diğer taraftan bir önceki yazımda bahsettiğim ulaşımın; havacılık başlıklı ekonomik sıkıntıları turizmi bu dönemde fena zedelemiştir. Sayısal değerler bir önceki yazımda var. (Bkz www.perakendedebuhafta.com CoVid-19 Turizm Etkileşimi)

Esasen Türkiye’m, CoVid-19 mücadelesinde bazı birçok ülkeye oranla başarılı kabul edilen bir savaş verdi. Sağlık Bakanının bizzat yaptığı açıklamalarda, her gün CoVid-19 istatistik değerlerini öğrendik. Bu sayısal bildirimler birçok ülkeye göre başarılı.

Bu süreçte her sektör, gerek Sağlık Bakanlığının, gerekse bilim kurullarının önerileri doğrultusunda gereken önlemleri aldılar. Ancak sayın ahalimizin (MMT) Maske-Mesafe-Temizlik gereklerine uyumu TV haberlerine bakıldığında çok zayıf kaldı.

Alınan önlemlere rağmen, Temmuz başı itibariyle ülkemin turizm merkezlerinin tenha olduğu malûmlarınızdır. Otellerde rezervasyonsuz yer bulmak mümkün, café, bar, bistro ve restaurantlarda adeta kimse yok. Bodrum’da hafta arası saat 23:00 sonrası sokaklarda insan görmek zor denmektedir. Buna karşılık Çeşme bugünlerde iyi gidiyor.


Zaten iç turizmde bayram tatili dolayısıyla bir canlanma olacak. Kazasız ve de virussuz olsun da... Zor da olsa herkes, sadece sektör değil, herkes böyle bir canlanmayı bekliyor.


Diğer turistik yerlerimizde hareketlilik başlıyor sanki, en azından sadece hafta sonu günleri bir miktar hareketlilik görüldüğü söylenmekte ve umutlar, beklentiler artmaktadır.

Oysa böyle miydi?

Alaçatı, Urla, Çeşme, Kemer, Beldibi, Datça, Fethiye, Kuşadası, Kaş, Efes ve daha nice turizm merkezlerimiz hele ki bu mevsimde böyle olur muydu?

Tabii ki hayır!

Böyle de sürmeyecek, tekrar eski hareketliliğe dönülecek, CoVid-19 sonrası, belki özlemenin de verdiği heyecanla belki de tüm zamanların en hareketli günleri yaşanacaktır.

Bunun en kısa zamanda olmasını umuyor ve diliyoruz.

Ama bu iş;


Umut etmek ve dilemekle değil, salgınla mücadele ile olur.

Bununla da yetinmeyerek ekonomilerin düzeltilmesi ve güven verilmesi ile başarılır.

Açıkça ifade edeyim bana zor görünüyor. Ülkemin eğitim ve kültür düzeyi en yüksek, bilinç seviyesi azami mertebede olan yerleşim merkezlerinde bile şu an itibarıyla CoVid-19 ile mücadelede bazı sıkıntıların olduğunu görüyorum.

Sayın ahalimiz, (Tabir Yılmaz Özdil’e ait, sevdim, kullanıyorum umarım bana kızmaz) CoVid-19 salgınında bulaşının kol dirseği yoluyla yayılacağını öngördüğünden olsa gerek maskeler kollarda. Bir de çeneyi önemsiyorlar, çünkü bir kısmı da maskelerini bırakın burnu, ağızlarından çenelerine düşürmüş şekilde sokaklardalar.


Sağlık için açık havada spor yapanlar, sağlık için maske takmıyorlar.


Sanki salgın hafiflemiş, hâttâ yok olmuşçasına bir rahatlık, bir esneme var ki sormayın...

Rahmetli Çetin Altan’ın yazılarında, kullandığı “Enseyi karartmayın" uyarısına herkes kadar ben de tabii ki katılırım ama…

Tamam…

Tabii umudumuzu kesmeyelim…

Tamam...

Pozitif düşünelim, pozitif olalım…

Bu da tamam...

Ama lütfen;

“Bana bi şey olmaz” kafasından da çıkalım, hem de hemen, hızlıca...

Yoksa çok yazık olacak;

Yapılan çalışmalara, verilen kayıplara, aramızdan ayrılan canlara, emeklere, katlanılan sıkıntılara…

Herşeye…


13 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Şöyle bir, duruma bakalım...

Son birkaç aydır hayatın içinde bizde değişen bir şey yok gibi… CoVid-19’ dan başlayalım… CoVid-19, CoVid-21 (!) oldu… Bu gidişle devam da edecek… Temmuz ayında belirtildiği gibi, vaka ve kayıp sayıla