Ara
  • Hasan Ardic

Yüksek Öğretim halâ insanları işe hazırlıyor mu?


Bu, çok önemli bir konu…

Üzerinde, yıllardır çalışıyorum, arkadaşlarımı da işin içine dahil ederek yeni mezun gençlerin iş hayatına geçişlerinde, en azından bir miktar deneyim kazanmış olarak yola çıkmaları konusunda hep birlikte büyük bir gayret içinde olduk.

Takip etmekte olduğum yabancı yayınlardan HBR Harvard Business Review’da hafta sonu okuduğum bir makalede Mr. Tomas Chamorro ve Ms. Becky Frankiewicz tam da bu konuyu “Does Higher Education Still Prepare People for Jobs?” başlığı altında yazmışlar.

Kişisel ilgi ve bu ilgiyi olanaklarla destekleyebilecek bir sistemin varlığı, esasen birlikte olmak koşuluyla başarı için gerekli ve geçerli.

Dünyanın hemen her yerinde üniversiteler, akademiler, kolejler var. Bu kurumlar farklı kalitelerde, değişik eğitimler vermekteler.

Burada iki önemli hususu öne çıkaralım;


a.) Üniversite ve muadili akademik kurumlar, esasen öğretim kuruluşu olmakla beraber, daha ziyade bilim ve araştırma yapılan kurumlardır.

b.) Hayata atılmada, üniversite ile birlikte, daha ziyade fakültelerin doğru seçimi ve yapıları önemlidir.


Burada vermeye çalıştığım; özerk, bağımsız bir bilimsel araştırma ve bilim yapılan yüksek öğretim kurumlarının varlığı ile birlikte araştırıcı bir ruh ve bilimsel merak duyguları kadar, gerçek yaşamda yapılması hedeflenen işe hazırlanma gerekliğidir...


İki önemli husus daha var;


a.) Yüksek öğretim kurumunun özerkliği, bilimsel araştırmalara olanak sağlaması,

b.) Kişinin yüksek öğrenimi sonrası mesleğini yapmak için; istekli, meraklı, araştırmacı olması, somut yaşamda, gelecekteki mesleğine ilişkin deneyim edinmek istemesi.

Devam ettiğimizde,

Mezuniyet sonrası edinilmiş ve lisansa bağlanmış meslek için de iki önemli hususun varlığı ortaya çıkacaktır;


a.) Yüksek öğretime başlamadan önce gelecekteki mesleğin doğru seçimi,

b.) Olanaklı olduğunda, yüksek öğretime başlamadan önce, yüksek öğretim sırasında ve hemen sonrasında fiilen mesleğin pratikteki uygulamalarında bulunmak, deneyim kazanmak, ilgili konuda ek eğitimler almak.


Bütün bu öne çıkardığım hususların tam içinde yer almadan, sadece yüksek öğretim diploması ile mesleği lisanslandırmak olanaklı olsa da, deneyim kazanılmış olunmaz.

Bu noktaya kadar; yüksek öğretim kurumu ve bu kurumda öğrenci olanlardan bahsettim. Ancak tabii bir o kadar önemli olan akademi sonrası meslek yaşantısının deneyimleneceği tarafta şirketler, genel adıyla işyerleri var…

Hayatın bu aşamasındaki gerçek herhalde şudur;

İyi notlar almış olarak zamanında, mümkünse daha da önce yüksek öğretim kurumundan mezun olmak, bununla beraber deneyimli de olmak…

Bu kolay mı?

Değil elbette…

Hattâ zor…

Yapılabilir mi?

Evet, yapmak tabii ki mümkün…

Yapanlar var;

onlar da zaten işe alım konusunda öncelikle tercih edilenler…

Bütün bunlara bakıldığında, zor gibi de gelse her şey doğal ve olması gerektiği gibi…

Konunun bir başka açılardan da değerlendirilmesi mümkün.

Aslında, artık hayatta bu da var.

Sadece yüksek öğretim ve beraberindeki birçok niteliğin yanı sıra artık bazı özel kursları alma gerekliliği, hattâ zorunluluğu…

Basit ama gerçek bir örnekle daha iyi anlatmak mümkün; Yeni mezunlar; Python, Cloud Computing vb programlara ilişkin sertifikalarla daha da öncelikli tercih edilenler arasına girebiliyorlar. Artık bu şart oldu...

Belki bir süre sonra, ileride, yüksek öğretimin ne kadar gerekli olduğu konusu tartışmaya açılacak. Bu konuya ilişkin onlarca seçenek hakkında konuşulacak.

(Daha da ayrıntılı bilgi için www.perakendedebuhafta.com blogumda, 24 ve 25 Ağustos 2020 tarihlerinde yazdığım iki bölümlük, “Profesyonel Deneyimlerin Sistematik Biçimde Yeni Mezun Gençlere Aktarımı I ve II” yazılarımı okuyabilirsiniz.)

Malumunuz, Eğitim-Öğrenim, insana yapılan en önemli yatırımdır. Eğer buradaki yatırım tanımını iktisattaki anlamında yorumlarsak, yatırımın verimliliği ve geri dönüşü (ROI-Return Of Investment) konusuna bakmak gerekecek...

Yatırımın geri dönüşü, süre ve katma değer olarak ele alındığında, uzun vade için yapılan öğrenim yatırımının, kısa-orta vadede kendini amorti etmesi ve devam eden zaman içinde de yapılan ek yatırımlarla desteklenerek yatırım verimliliğinin artırılması ile sağlanmalıdır.

Konumuz olan yatırımın yapıldığı ülke ile, geri dönüşünün beklendiği ülke(ler), ROI hızının ve koşulların farklılıkları ile değişkenlik gösterecektir.

Tabii burada sadece ülkeler değil, şirketlerle de farklılığın ortaya çıkmakta olduğunu hatırlatmak yerinde olur.

Özetle;

Yükseköğretim kurumları insanları işe hazırlamakta mıdır konusu; kuruma, kişiye, ülkesel koşullara, şirketlere (İşyerleri diyerek genelleyelim) ve belki de daha birçok hususa göre farklılıklar göstermektedir.

Olağan koşullarda (CoVid-19 vb olağanüstü durumlar dışında) öğrenim görmek, diploma almak, meslekî deneyimler kazanmak, mesleğe ilişkin eğitimleri destekleyici ek eğitimler almak, meraklı olmak, analitik düşünmeyi öğrenmek, doğru iletişim kurmak, birkaç yabancı dil bilmek ve elbette bilgisayar ve bilgisayarla yapılan işleri bilmek artık olağan yetenek ve bilgilerdir.

Bütün bunları da kullanarak fark yaratmak da işin bilinen gizemidir.

Zaman içinde bu konuyu işlemeye devam edeceğim.


13 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Şöyle bir, duruma bakalım...

Son birkaç aydır hayatın içinde bizde değişen bir şey yok gibi… CoVid-19’ dan başlayalım… CoVid-19, CoVid-21 (!) oldu… Bu gidişle devam da edecek… Temmuz ayında belirtildiği gibi, vaka ve kayıp sayıla